30 Ocak, 2006

DENEME BİR İKİ ÜÇ VE YENİ KAMERAYLA KURDELE NAKIŞLARIMIZ







Kurdele nakışı modellerimiz. Şennur Hanım'a duyrulur.Başka modellerde var görüntülenecek. Bu bugün işyerinden arkadaşlara getirdiklerim. Bohça ve havlu işleri. Bunlar da benim talebemin işleri. Benim yaptıklarım da çok güzeldi, bayramda hediye edildi ama yine de var görüntülenecek. Bunlar yeni kamerayla. Hem kamera denensin hem de kurdele nakışlarımızı paylaşayım dedim. Tunus işine yine devam ederiz kısmetse. Sevgilerimle, kamera testi için sizlere, nakışları test için de benim hocam Şennur'a duyrulur. (iyi bir hoca olmuşmuyum) Hoşçakalın..

29 Ocak, 2006

TUNUS İŞİ YA DA DİĞER ADIYLA AFGAN İŞİ






Tunus işi bizim ailede son yıllarda çok tercih edilen bir örgü şekli. Sebebi ise ailenin örgücübaşısı diyebileceğimiz kızkardeşim Fatma'nın rahatsızlığı sebebiyle normal örgüde sıkıntı yaşaması diyebilirim. Bugün itibariyle işe başladım ve yeni kamerama kavuştum. www.heritageshoppe.com/heritage/essaya/tunision.html adresinde bu konuda etraflı bir bilgilendirme yapılmakta. Daha önce bloguma eklediğim Ayşe'nin tunus işi hırkasına gelen sorulardan dolayı öncelikle bu site adresini vererek başlamayı, ardından da yeni kameramla elimdeki bol miktarda modelleri görüntüleyip, eklemeyi uygun buldum.
Sevgiyle ve hoşçakalın.

25 Ocak, 2006



Çocuklar dışarı çıktı babaları ile. Ben rahatsız olduğum için evde kalmayı tercih ettim. Bütün gün dışarı ile tek bağlantım pencereden kar yağışını izlemek son günlerde. O kadar kar manzarası koyan bloğa sen değil miydin deyişinizi duyar gibi oluyorum. Evet bendim ama bu kalp romatizması böyle havalarda pek samimi olduğu için zatımla, fazla kıpırdatamıyor. Hani şair diyor ya arkadaşlar; beni bu havalar mahvetti diye. Beni de geçenlerde yazdığım gibi bu havalar mahvetti. Her ne kadar şair güzel havaları kastetse de, günlük güneşlik bir havada aşık olsa, evlense, evkaf memurluğundaki işinden ayrılsa da. Ben de tersinden bir benzemeyle böyle bir havada hasta olup neredeyse bir dönem okula gidemeyip hasta yattım, bir ton ilaç içip, böyle bir hava sayesinde 18 yaşıma kadar depo pensilin iğnesi ile arkadaş oldum. Son kalp doktorum kapakçık ilerlemesin 50 ye kadar devam dedi. Evet bu havalar....

Aman canım yeter anlattım ruhunuzu sıkmıyayım. Bugün yine kız kardeşimle bilgisayar sıramızda ( gülmeyin lütfen evet bilgisayar sıramız yada iç avlu molamız var. Zira çocukların ders çalışma saatlerinde açmıyoruz. Özellikle Ali Beyin aklı kalmasın diye.Sonra Ali'nin saatı- mete zoruyla başlayıp ağlamayla devam edip ablası tarafından uzatılan- Ablasının saatı ve Annesi'nin saatı. Kardeşim sağolsun gün aşırı ablasını ziyarete geldiğinden, benim sıramda birlikte bakıyoruz. Hemen her elişinde iyi olan kızımız bugünlerde farklı nakışlara yoğunlaştı. Benim de hoşuma gidiyor gerçi ama azıcık ta yemek ve haber bloglarına ilgi duysan a mübarek kız yok. O benim ilgi alanım. Farklı tatları denemek, tabii hemen kilo almak ve biraz da branşım gereği ülke ve dünya siyasetine, olaylarına ilişkin haberleri, yazıları takip etmek.
Bugün yine çılgın işlerden modeller paylaşmak istiyorum sizlerle. Son olarak Ali den de bahsedecek olursak güvercinlere bulgur ikramı ve kardan adam yapma çalışmaları tam hız devam ediyor. Dün akşam Allahım yüffen yüffen kar yağdır diyerek kar duasına çıkmıştı oğluşumuz, yumuşacık olsun sertlerinden değil yüffen diyerek devam etmişti. Yarın kar yağmazsa ne anlatsam diye zihnimden planlar geçmişti. Sabah pencereden baktım hemen ,sevindim O'nun adına. Kızım biraz önce okulların bir hafta daha tatil olduğunu öğrenince üzüldü. Sıkıldı tabii tatlı cadı. Normalde kar yağınca tatil yağıyor diye zıplarmısın al sana tatil işte. Sevgilerimle hoşçakalın arkadaşlar.

24 Ocak, 2006

BREZİLYA NAKIŞI ARARKEN KARŞILAŞTIĞIMIZ ÇILGIN İŞLER BAŞLIĞINDAN BİR MODEL

Önceki yazımda bahsetmiştim arkadaşlar brezilya nakışı aramaları yaptığımızı. Bu esnada çılgın elişleri isminde bir başlıkla karşılaştık ve sizlerle paylaşmak istedim.

Istanbul malum kar ile boran.Aldı yüreğimizi dert ile verem demeyeceğim şükür ama pek sıkıldık evde çocuklarla. Kızımla desem daha doğru, zira bizim hiper şekerimiz Şennur Teyzesinin tabiri ile, kara dayanamadı. Bugün bir ahbap abisi ile çıktı arenaya. Sıkıca giyinip, yanına bir poşete kardan adam için zeytin, havuç alarak.Yazdan temin edip sakladığı mavi kar evdivenlerimi (hala eldiven demiyoruz) takmalıyım diyerek heyecanla indi, tipiye ve sertleşen karlara rağmen küçük bir kardan adam yapıp döndü. Bir ara güvercinler için bulgur serpti belli yerlere. Sonra camdan bekledi güvercinlerin iyi yürekli abimiz bize yiyecek serpti nidasıyla biribirlerini haberdar edip toplanmalarını ama, malesef henüz gelemediler. Sabah gelirler diyerek camdan içeri aldık kendilerini. Bu arada bir güvercin gözüktü ufukta, hemen başımızı camdan çıkardık kuş kaçıp gitti. Kaçma kaçma benim ben sizlere yiyecek bırakan iyi kalpli abiniz dedik ama henüz güvercinler arasında yeterince tanınmadığından(!) sözlerimiz etkili olmadı.
Sabah kahvaltısında kardeşim ve gelinimiz vardı. Sonrasında yardımcı ablayla z.yağlı sarma yaptık ve bir kısmını stokladık yine. Artık şehre yiyecek gelmese benim stoklar yokluğunu hissettirmeyecek! Şakası bir yana ani misafirlere ikram için düşündük yoksa Esma Hanım sarma konusunda hamarat ..
9 ay boyunca kız bebeği olacağı söylenen arkadaşım Selda telefon açtı sabah oğlu olmuş, işte supriz buna denir dedim. Herşey gönlünüzce olsun arkadaşlar, hoşçakalın.

21 Ocak, 2006

RASTGELE 20 ŞEYE DEVAM..


6-Nasılsa uyandım ve bilgisayarı açtım ortalık sakin devam edeyim bari.
7- Önceki gün epeyce bir içli köfte stoku yaptım. Romatizmalı eklemlerim çok etkilendi. Yardımcı hanımla yapacağız diye çok harç hazırladık ve tabii o yapamayınca koca tepsi harçla başbaşa kaldım. Finali takiben hafif ateşlenip, akabinde koltukta uyuklayınca bir tepsi harç ya da köfte yaparken kısa metrajlı rüyalar görüp şıçradım bir süre. Bu da benim yorgunluk tarzım sanırım. Çok yorulduğum zaman, ateşlenip o işi yaparken görülen anlık rüyalar ve sıçramalar. Çocukluğumdan beri...
8- Dün Kızımla, Alinin aldırıp ta yemediği kırmızı eriklerle kek yaptık. Bu mevsimde kırmızı erik. Ali eriği çok sever. Bu sevgisisini 2 yıl öncesine kadar ben manavdan sebze meyve alırken sakin sakin ve de rahat rahat erikleri yerken ve çekirdekleri nereye atayım amca diye seslenip te ben farkederek duruma el koyup önlerken belli ederdi.
9- Bu erikler de renk harika ama tad yokmuş. Çikloatalı cevizli kek yaptık. Üzerine dilimleyip limon suyu ve şeker eklediğimiz erikleri kalan kısımlarına susam serperek bir hayli çeşitli bir kek yaptık.
10- Arkadaşlardan birinin blogunda ilik bağışında çok gerilerde olduğumuzu okudum. İlik bağışı yapsam dedim. Kalp rahatsızlığı olanlardan alınmıyormuş benim kapakçık problemim var. Buna engel teşkil eder mi bilgisi olan varsa ve aktarırsa memnun olurum.
11- Dün kızkardeşimle Brezilya nakışı konusunda araştırma yaptık. Güzel modeller bulduk.
12- Bloguma eklemeyi düşündüğüm epey iş var. Ama tatil öncesine yetişmedi yeni kamera. Şimdi de izindeyim. İşe başlayınca teslim alacağım.
13- Oylatta Ali balık yemek isteyince dışarı çıktık. Kar yağmaya başlamıştı. Yeşil Vadi restorantta bulabileceğimizi öğrendik. Gece kar eşliğinde, üşüyerek altından dere geçen yüksek ve uzun bir ahşap boğaz köprüsünden geçtikten sonra,içeride sıcak bir ortam ve kocaman bir soba ve de patlayan kestaneler görmek çok hoştu. Ali balığı biz kestaneleri beklerken gelen sıcacık ıhlamurlar da cabası.Tekrar sevgiyle ve hoşçakalın.

İLK 20 ŞEY



Bizim Candan beni sobelemiş ama ben görmemişim hatırlattı. İlk on şeydi ama ne olduğunu blogunda bulamadım ya da ben çoook yorgunum göremiyorum. Bu olay bana iki noktayı hatırlattı. Birincisi Türkçe de "şey" kelimesi olmasa idi ne yapardık biz. İkincisi ne olur ne olmaz şu sobenin aslını bulayım dedim ve iyi ki de buldum. Zira bizim şeker şirin kız on+on şey yazmış tam Canan'lık yani... Yoksa ikinci hatırladığım Safahat'taki rüya yorumu gibi olacaktı. Hani der ya bir şeye bindim ama al at mı desem....., bir yere doğru gidiyorum ama iniş mi desem çıkış mı desem vari bir sobe cevabı olacaktı. Ha gayret dedim Candan'ın sayfaları tekrar okuyup, tekrar tebessüm ederek buldum.Teşekkürler Candan.
Bu oyunda ikinci yazışım. Kısmetliyim yani...
1- Ali her an gelebilir, bugün bir fırsat verdi ama şu an gümüşlüğe tırmanıyor, bir taraftan yazarken, bir yandan da çabuk in oğlum nidası ile olayı bertaraf ettim.
2-Bugün her yanım tutulmuş vaziyette. Hayır çok iş yapmadım .Bu hediye 12 eylül öncesi . 6.sınıfta kaloriferler yanmayıp cam da kırık ve memlekette kışın ikamet ettiği bir yer olunca eklem ve ardından kalp romatizmasına yakalandığım ve uzuuun uzun tedavilere rağmen yine de hatırasını taşıdığımdan, zaman zaman hasret giderir benimle sağolmasın!
3-Ali şu an boynuma sarılmış vaziyette sarmaş dolaş yazıyoruz.Kızım eşyalarını toplamamış hadi bir de ona sesleneyim. Ali sarılmayı bıraktı şimdi sandalyemi itiyor.
4- Bugün kuşlara ekmek ıslayıp bıraktık. Her sabah sesleri ile uyanmak güzel, pencere ve balkona bıraktıkları hediyeleri temizlemek için aynı şey geçerli değil tabi!......
5- Blog vasıtası ile sizlerle görüşmek ve sobeler çok güzel ama bizimki dozu artırdı varmış Candan ın tarzında bir hikmet benimki 20/4 olsun. Hoşçakalın.

20 Ocak, 2006

NAKIŞ ÜZERİNE AÇIKLAMA

Yorumlar kısmına yazdığım veçhile çocukların şubat tatili sebebiyle senelik iznimden aldım, evdeyim. Evde olunca da Ali bilgisayarda olmasa bile ablası ve ben geçince hemen bir ton proje ile geliyor, hadi beraber şuraya bakalım, şunu izleyelim diyerek. Neyse uzatmayayım şu an bir fırsat bulup yazıyorum. Bunu farklı bir nakış tarzı ararken satılık ürünler olan yabancı bir siteden almıştım. Geniş bir vakitte adresini bulup yazarım. Combined tekniği olarak geçiyordu. Hepinize sevgilerimle, hoşçakalın.


18 Ocak, 2006

ALİ FIRSAT VERİRSE

Şu an Ali ile dipdibe oturmuş büyük bir mücadele ile sayfamı güncellemeye çalışıyorum. Ali saniye başı verirmisin bana,yer değiştirelim mi Anne cümlelerini tekrarlıyor. Sol kolumun hareketi iyice azaldı, geniş bir vakitte yazmak üzere hoşçakalın....

16 Ocak, 2006

MERHABA


11 günlük bir aradan sonra hepinize merhabalar arkadaşlar. Bayramınız güzel geçmiştir inşallah. Biz Bursa'dan başlayıp, Sivas'ta biten bir seyahatten bu gece döndük. Çok iyiydi herşey. Bursa'yı bir yarım gün gezdikten sonra İnegöl Oylat'a gittik. Biz ordayken kar yağdı. Manzara çok hoştu doğrusu. Arefe günü Maraştaydık. Bayramın 3. günü sabah çıktık. Sivas'ta bayram çok canlıydı her zaman ki gibi. Hepinizi özledim. Bayram da yurt dışında olan arkadaşlar bir bir geçti kalbimden. Her gününüz bayram muştusu ile dolsun, mutluluklar hepinizin olsun. Muhabbetle.

05 Ocak, 2006

SOBELEMEYİ UNUTMUŞUM VE YARIN YAZAMAZSAM ...


Arkadaşlar sobelemeyi hep unutuyorum ben. Bu kez Sevgili Nagehan'ın hatırlatması üzerine farkettim. Oysa acaba kimi sobelesem diye düşünmüştüm de yazmazdan evvel. Sanırım yoğunluktan, iki arada bir vakit bulup yazmaktan oluyor. Bu iyimserce olanı. Ya da, ya da artık yaşlanıyorum!..
Buna gerçekçi olan mı desek, kötümserlik mi bilmem. Neyse efendim bir araba sözden sonra, yeni arkadaşlardan Sevgili Semra'yı ve Sevgili Tuhfe'yi sobeliyoruuuum.... Bekliyoruz efendim.... Sevgiler ikinize de.
Yarın biz yola çıkıyoruz kısmetse. Yazacak zamanım olmassa diye şimdiden bayramlarınızı kutlamak ve vedalaşmak istiyorum. Hepinizin çok güzel bir bayram geçirmenizi çok mutlu olmanızı diliyorum. Sevgili Tuhfe'nin ve Serramızın şahsında yurt dışındaki tüm arkadaşlarımızın bayram muştusunu en iyi şekilde yaşamasını ve bundan sonraki ilk bayramda memleketimizde geçirmelerini dualarıma ekliyor, mutlu günler diliyorum, hoşçakalın.

03 Ocak, 2006

FAYDALI BİLGİLER

Faydalı Bilgilerde Sevgili Serpil beni sobelemiş. Yazılanlardan pek farklı değil bildiklerim ama farklı olanları bulmaya çalışacağım. Sevgili Serpil'e teşekkürler.
1- Yayla çorbası pişirildikten sonra üzerine bir kaç fiske su serpilerek kapağı kapatılırsa üzerinde kaymakımsı bir tabaka oluşması önlenmiş olur.
2- Balık v.b. gibi mutfakta koku bırakan bir yemekten sonra şeker-tarçın karışımı bir tavada karamelize edilirse yerini güzel bir kokuya terketmiş olur. Nane-limon kaynatmakta aynı neticeyi verir.
3- Karnıbahar haşlama suyuna limon ve tuz ilave edilirse hem kokuyu alıyor hem de daha lezzetli oluyor. Süt ilave edildiğinde de kokuyu önlüyor.
4- Sulu köfte yapıldığında ya da içli köfte haşlarken suya ilave ettiğiniz limon dağılmasını engelliyor.
5- Son olarak mutfağımızda çörek otunu mümkün mertebe fazla kullanmaya önem verelim diyorum. Zira; mikrop,virüs ve mantarlara karşı öldürücü etkisi mevcut.İfraz boşaltma ve solunum borusunu genişletme özelliği var. Kan şekerini düşürüyor.Damar hastalıklarını önlüyor.Hazmı kolaylaştırıyor. Vücuttaki zehirleri süzerek atıyor. İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi geliyor.Yaraların çabuk iyileşmesi ve hücreleri yenilenmesini hızlandırıyor.Savunma sisteminin güçlendirilmesi, alerjinin önlenmesi, hormon ve ruh halinin sağlamlaştırılması, çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım alerjiye iyi geliyor.Yağı egzamaya iyi gelmekte. Damarları güçlendirdiği ve kan dolaşımını hızlandırdığından hemoroide iyi gelmekte.Hamile şikayetlerinin azalmasında,anne sütünün kaitesini artırmada, romatizma ve kolestrolün düşürülmesinde de faydalı. Ayrıca diş ağrısı v.b. ağrıların giderilmesinde de faydalı olduğu belirtilmekte. Peygamber Efendimiz (a.s.) " Çörek otuna kıymet verin.Zira o ölümden başka her derde şifadır." beyan etmekte. Sevgilerimle, hoşçakalın.

Yukarıda görülen resmi nette dolaşırken gördüm.Bana iki gönül bir olunca samanlık seyran olur atasözümüzün resmi gibi geldi. Ve düşündüm, giderek yükselen geçim şartlarında samanlıklar seyran olabiliyor mu acep hala diye... Kentte değilse de köyde, samanlık olmasa da mütavazi bir evde neden olmasın hala, demek istiyor gönlüm. Bizler de karınca kararınca destek olmalıyız diyorum. Önümüz kurban bayramı malum. Sosyal yönü kuvvetli olan bir bayram.. Hem ziyaretlerle gönüllerde sevgi çiçekleri açmalı, hem etin çok nadir misafir olduğu evlerde bayram etmeli çocuklar. Ülkemiz et tüketiminin avrupa ülkelerinin çok altında olduğu bir memleket. Bu da aldığı ücretle geçinmeyi mucizevi bir şekilde başaran insanlarımızın çokluğundan... Gelin bu bayram bir yoksul çocuğa bayramlık ve evine bir paket et ulaştıralım, güzelliklerin çoğalması adına.
Bu arada Portakalağacından Sevgili Hatice, Dilekçe'den Sevgili Dilek, Yoğurtlandan Fethiye , İpekkuşcu ve yanılmıyorsam Binnur bir organizasyon başlattı. Bloglar elele isimli. İlk olarak yatarak tedavi olan lösemili çocukların bölümündeki tv den tutun tost makinasına kadar tesbit edilen eksiklerin giderilmesi için bir atılım başlatıldı, arkadaşlarımızı kutluyor, hepimizi bu çalışmayı duyurmaya ve duyarlı olmaya davet ediyorum.Sevgiyle ve hoşçakalın.

02 Ocak, 2006

ABANT GEZİSİNDEN

Bu kadar kar manzarası yeter dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ama bu tarz yerlere kar çok yakışıyor bana göre. Apayrı bir güzellik.Abant yazın da güzel ama kış ta çok yakışmış. Birgün blog arkadaşları olarak incecikten yağan bir kar eşliğinde Abant'ta buluşma dileği de benim için bu yılın ilk dileklerinden olsun.Sevgiyle ve hoşçakalın.

Bu manzaralar Abant'tan.Geçtiğimiz hafta sonu görev yaptığım yerin yöneticilere yönelik bir iş toplantısı gerçekleşti Abant'ta. Ozellikle de oğluşumun iştahsızlığı sebebiyle katılmak istemedim. Müdür arkadaşlarımızdan Süleyman Bey görüntülemiş.Ben de bazı kareleri sizlerle paylaşmak istedim.Altta karlı Abant yollarından bir köpekcik var ama tam açılmadı bir türlü.Aslında aktarmak istediğim birkaç güzel manzara daha var ama bugün yüklemek biraz sıkıntılı nedense.Önümüzdeki cuma gününden itibaren Bursa'dan başlayıp, en son Maraş ve Sivas'ta neticelemeyi planladığımız bir bayram tatiline çıkıyoruz.İnşallah yarın-birgün gelmesini beklediğim yeni makinam ile sizlerle güzellikleri paylaşmak kısmet olur.Hepinize sevgilerimle, hoşçakalın arkadaşlar!



28 Aralık, 2005

Bu gün bu kış manzarasını eklemek istedim sayfama.Karlı buzlu kışlara, yılsonlarına ve yılbaşlarına alışmışım ben. Hatırladığım ilk kurban bayramının bol karlı olmasından olsa gerek, kurban bayramı deyince diz boyu karları, bir günlük kardeşimi ve babam geliyor mu acabasıyla, bahçe kapısından sokağa uzanan ümid dolu bakışlar atan minicik bir kız çocuğuna, mazime uzanır hayalim. Acaba yine baksam bu bayram, yine uzanıverse bakışlarım kapıdan sokağa, görebilirmiyim uzaktan olsun siluetini...
Bir şairimiz şiirinde;
"Ölüm ölene bayram, bayramda sevinmek var,
Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var." der. Geçirdiğimiz yıldan ve yaştan hangi iyiyi yaptım, kötülerim hangisi, yeni yılda neleri daha çok yapmalı, neleri de hiç yapmamalıyım süzgecinden geçebilmeyi, ailemizde, çevremizde ve de halka halka dünyamızda sevgiyi, umudu, güzelliği yayıp, iyi insan olup, iyi atlara binip, bayram muştusuna ulaşmayı nasip etsin bizlere Yaradan. Hepinize sevgilerimle, hoşçakalın.

26 Aralık, 2005

ELMALI PASTA


Elmalı pasta daha önce yapıp kaydettiğim bir pasta. Kameram henüz dönmedi ve bugün hiç te iç açıcı olmayan bir haber aldım. Bu kodak marka bir ürün ve daha dört ay bile kullanmadım. Sürekli de çantamda, düşürmedim.. Arızalandıktan sonra üzerinde çin malı olduğu ibaresini gördüm aldığım yerle görüştüm, bunun sorun olmadığını sadece aynı standartlarla Çin de üretildiğini belirtip, garantili olduğu için servise gönderdiler. Servis düşürüldüğünü ileri sürmekte ve lensin bozulduğunu, tamiri yeni bir makinayla hemen hemen aynı olduğunu bahisle yeni bir ürün almamı önerdi! Doğal olarak canım sıkıldı o kadar para öde ve sadece dört ay kullan. Hani derler ya felek mustafaya yar olmadı yine!......

Gelgelelim sadede ve pastamıza; çok kolay bir pasta bu arkadaşlar. Öncelikle elmaları tarçın, karanfil, şeker ve bir fiske kırmızı gıda boyası ile pişiriyorsunuz ve eviniz mis gibi kokuyor bu arada dostlarım. Hazır pastatabanla yapmıştık Kızımla, pasta tabanı meyveli soda ile ısladık. Arasına mısır nişastası,süt, şeker ve 1 yumurtadan oluşan muhallebi ve ezilmiş badem sürdük.Üzerine kremşanti ve elmalarımızı ekleyerek dolapta biraz bekletip servis yaptık. Yukardaki çiçek bizim sanatkar ruhlu çiçekçimize ait. Bu çiçeği kameradan dolayı canımız sağolsun diyerek kendime ve siz aziz dostlarıma gönderiyorum. Sevgilerimle, hoşçakalın.

23 Aralık, 2005


Oğluşumun sağlığı ile yakından ilgilenen tüm teyzelerine çok çok teşekkürler. Dün hastaneye gittik, son iki haftada 6.kg vermiş. Aşağıdaki pembe tombiş yanaklar yok şimdi. Renkte sararınca iyice, kan tahlilleri yapıldı. Tahliller normal. Son geçirdiği gribe bağlı da olabilirmiş, psikolojik te olabilirmiş iştahsızlık. Dün gece 22 sularında bitti tahlil sonucu v.s. derken. Hastaneye yatırılacağım korkusu ile ucundan kıyısından yer gibi oldu. Bir de akciğer grafisi bakılacak. Bu gün ilaçlarını da aldık, hayırlısı bakalım teyze/ablalarımız....

22 Aralık, 2005

ÇOCUKLAR İÇİN


Çocuklar için hediye alternatifi ve değişik bir hediye çantası olabilir diye düşündüm. Malumu aliniz kameram henüz serviste netten gördüğüm ve beğenerek kaydettiğim güzellikleri paylaşmak istedim sizlerle..

Yorgun ve de yoğun ama güzel geçen bir gecenin ardından geç saatlere kadar uyuyamayınca ve de birazdan Paşamızı hastaneye götüreceğimiz için çıkmak zorunca da olunca çok acele yazan uykusuz ben sürçü lisan ederse affola.

Güzel ve uykusuzu da açıklayarak siz sevgili dostlarımı merak ta bırakmayayım. Efendim ben misafiri çok severim, hele de haberim olmamasına rağmen hazırlıklı bir günümdeysem değmeyin bana. Bu akşam bir telefon size geliyoruz diye... Ben peynirli-ıspanaklı gül böreğimin yanında tomurcuk çayına bir-iki de kakule atarak demlediğim çayımın ikinci bardağını yudumlarken... Neyse dedim ya vakit az tezelden yazayım misafirlerimi ağırladım onlar ikramları ve çayı beğenip tazeledikçe ben de sanki daha önce hiç içmemiş gibi eşlik ettim. Ne yapayım hani demişler ya; Essohbeti bila çay, Kelleyletü bila ay! Tercüme de edeyim hemen!
Bu Osmanlı zamanında söylenmiş yarı Türkçe bir tabir. Çaysız sohbet, Aysız geceye benzer! Ben de zaten işyerinde gelen misafirlere eşlik edeceğim diye tiryaki oldum ya.. Daha sonra gelsin uykusuz geceler... Söz ( Annemi karşımda hissettim) bir dahasına bitki çayına ağırlık vereceğim. Hepinize sevgilerle, ben hastane yollarına düşeyim. Hoşçakalın....

20 Aralık, 2005

GELİNCİK VE PAPATYA

Gelincik ve Papatya pano Anneciğimin oda duvarını süslüyor. Elde işlenmiş bir pano. Çin iğnesi, sarma ve tohum işi Annemin tabiri ile. Bana çocukluğumun becerikli hanımlarının mesut yuvalarını hatırlatır her baktığımda.

Bu arada dün nihayet Üsküdar'a gidebildim ve kameramı teknik servise bıraktım, yapılmasını heyecanla bekliyorum. Üsküdar'a kadar gitmişken Ali'yi Çamlıca'ya çıkardık. Oğluşum küçüklüğünden beri Çamlıca ve Florya'dan çok hazzeder. Çamlıca da büyüyünce uzun sarı saçlı gelinimizin elinden tutup gezecek. Bir üç- dört sene evvel elalemin gelinlerini çekiştirip damadın ben olayım mı o kötü diyerek damatları kızdırırdık! Florya da da malum komutan olunca bineceğimiz uçakları izleyip hayal kurmak...

Çamlıca da her yer, ağaçların üzeri lapa lapa karla kaplıydı... Bir süre oğlumuzla kar topu oynadık. Karlar hafif sertleştiği için Ali Bey kardan adam yapmaya muvaffak olamadı.. Epey oynadı iştahı açılmıştır diyerek restorana geçtik, acıktım deyince mutlu olduk. Küçükken önce "eşiiiiim", biraz büyüyünce "feşiiiiim" diye çağırdığı en son artık düzeltip "şefiiim bakarmısın" diyerek siparişini verdi, biz de verdik. Gel gelelim hiç birini yemeyince biraz uğraştık en sonunda pes ederek onu karla oynamaya gönderip, biz de bir çay içerek ayrıldık. O güzel manzarayı görüntülemeyince ilerde bir karlı güne erteleyip, en azından anlatmaya karar verdim. Hepinize güzel bir gün dileklerimle, hoşçakalın.

16 Aralık, 2005

ŞİRİN ŞEYLER

Yine geldik bir haftanın sonuna. Yarın beni yoğun bir gün bekliyor. Esasında bu hafta hep yoğun geçti. Dün akşam bir iş toplantısı vardı ve bitiş saati en azından benim için geç saatlerdi.
Hafta içi yine iş gereği Cemil Reşit Rey'de bir tanıtım toplantısına katılmıştım. Toplantı akabinde sahne alan Altın Kızlar çok dinlendirici ve hoş oldu bizim için. Benim ilk defa izleme ve de dinleme imkanım oldu ama çok beğendiğimi ifade edeyim. Bilmeyenler olursa; Altın Kızlar hem enstrüman çalıp, hem sanat müziği içra eden bir grup. Benim kameram müsait olmadığı için görüntü alamadım ama daha sonra arkadaşlardan alacağım bir kareyi ekleyebilirim. Sanat müziği sevenlere tavsiye olunur.
Bu şirinlikleri de başta Şirinyaramaz Candan olmak üzere, ilgi duyan herkese ithaf ediyorum. Bana iç açıcı ve hoş geldiler. Bu arada Ali Paşamızın iştahında çok hafif de olsa bir gelişme mevcut. Alakanızdan dolayı çok teşekkürler Teyzeleri/ Ablaları. Ellerinizden öper diyeceğim ama hiç öyle bir alışkanlığı mevcut değil ne yazık ki ! Kendi yerine kuzeni ve emireri Ayşe'ye öptürür sadece. Ayşe çok hürmetli bir kız, herkesin elini öper boyu ellerine yetişmese de ayaklarını kaldırır. Ali Bey çok gerekirse (!) mübarek başını uzatıp saçlarından öptürür o kadar. Sadece şarışın abla veya teyzelere yanaklarından o da nadiren. Sarışın niye derseniz bende bilmiyorum iki yaşındayken elinden tutup dışarı çıkardığımızda sarı saçlı birini görürse yanına gitmek için alabildiğine çekerdi bizi. Beş yaşında anaokuluna başladığında kendi öğretmenini esmer, ablasınınki ni sarışın görünce epey ağlamıştı herşeyin iyisi Mümüreye kötüsü bana.(Ablamızı hala kıskanırız) Sarı saçlı, rengili gözlü öğretmen ona, kahverengi saçlı, kahverengi yüzlü öğretmen bana diyerek. Neyse çok uzadı yine herkese iyi bir hafta sonu dilerim.

13 Aralık, 2005

TOP GÜLLER

Top güller benim sohbet örtüm. Bir araya toplanmış güllerinden dolayı bu isim geçti aklımdan. Yakın zamana kadar tüm dantelleri kaldırıp kullanılması daha kolay örtüleri tercih etmiştim. Ama dantel bir klasik ve insan bir süre sonra da olsa danteli tekrar görmek istiyor evinde.
Son zamanlardaki ahvalimizi de kısaca arz edecek olursam; bir önceki yazıda da bahsettiğim veçhile Ali'yi sanal alemden kurtarma operasyonumuz titizlikle sürdürülüyor. Bu arada Oğluşumun iştahı tamamen kapandı. Aşağı yukarı on gün içinde inanılmaz zayıfladı. Bizim uçlarda gezen paşamız neredeyse hiç bir şey yemiyor. En sevdiği şeyleri bile reddediyor. Geçmişte iştahsızlık neticesi hastaneye kaldırılma ve 13 günlük damardan beslenme hikayemiz de olunca tedirginlik artıyor.
Herkese güzel bir gün dileği ile...

Yine Melekten Peçetelik

Peçetelik Melek'ten. Bugünlerde Ali Beyimiz sanal alemde kalacak diye bilgisayarı açmıyoruz.(Kablosunu sakladık) İşyerin de de iş güç. Bunları da tam çıkarken yazabiliyorum.Sabah 06 sularında açarken kendilerine suç üstü yakalandım! Çok kötü oldu apar topar kapatırken duruma el koydu.Çok kısa oldu ama eve gitmek için çıkmak zorundayım.Hepinize sevgiler.

09 Aralık, 2005

Ben de on küçük mutluluklarını yazmaları için Sevgili Şennur'u, Sevgili Hülya'yı ve Münevver Ablamızı sobeliyorum!....

0N KÜÇÜK MUTLULUK

On küçük mutluluk ta Sevgili Serpil tarafından sobelendim. Nette gezerken belki birgün yapabilirim diye kaydettiğim uzakdoğulu bir hanımefendiye ait yukardaki eser bana on küçük mutluluğun resmi gibi geldi. Küçük mutluluklarda küçük ışıklar belki ama bir araya gelince gönül dünyamızı aydınlatıyor.
1-Bizleri iyilik ve doğruluk esası üzerine yetiştirmek için insanüstü bir gayret sarfeden, kendileri de bu konuda bize model olan bir annem-babam olduğunu hatırladığım her an içimde bir genişlik ve huzur hissetmem.
2-Çevremdeki insanlara ufak ta olsa bir konuda yardımcı olabildiysem veya bir ikramda bulunabildiysem mutlu olurum.
3-Bir kitabevinde dolaşmak, kitapları incelemek ve tabii almak.
4-Tatlı ile pek arası olmayan biriyim. Hatta çayıma, kahveme şeker atmam. Ama İşyerinde çekmecemde veya çantamda kahveli,limonlu şeker varsa çocukluğumdan beri arada sırada yemekten ve pek mutlu olurum.
5-Annemin sesini duyabilmek, hele de sağlıklı ve mutlu olduğunu hissedersem çok mutlu olurum.
6-Çocuklar sağlıklı ise, onlar için güzel bir şeyler yaptıysam, okul v.s.nin iyi gittiğini hissediyorsam.
7- Eşim eve erken gelebildiyse. (Bu tarihi olay pek yaşanamaz ama. Geç saatlere kadar ha bire koşturan işkolik bir eş.)
8- Kardeşlerimin sağlıklı ve mutlu olduğunu düşünmek.
9- Gittikçe materyalistleştiği hep ifade edilen dünyamızda kalbi işlerin de gerçekleştiğini duymak.Mesela; ülkemizde yok sanırım ama, ölümcül hastalığa yakalanmış çocukların son arzusunu yerine getirmek üzere kurulmuş bir derneğin varlığı. Ya da ülkemizde de varolan hastane tedavisindeki kanserli çocuklara bir nevi gönüllü annelik yapan grupların varlığını ve faaliyetlerini duymak.
10-Beni her türlü maddi şartlardan uzakta, gerçekten seven dostlarımın olduğundan emin olmak.Bir bloğumun olması ve burada da güzel dostluklar yaşamak beni çok çok mutlu ediyor. Yine blogumdan bana ulaşabilen bir on yıldır görüşemediğim arkadaşım Hatice ile bu vesile ile görüşebilmek. Sevgili Serpil'e teşekkürler, herkese sevgiler.

06 Aralık, 2005

ÖZEL GÜNLER YAKLAŞIRKEN


Ben bu hafta evdeyim. Tüm sırada bekleyen görüntülerimi işyerindeki bilgisayarıma aktarmıştım. Hazır gün ışığı saatlerinde evdeyken güzel fotoğraflar çekerim diye düşünüyordum ama ne oldu bilmem, kameramda bir problem var.Yarın çarşıya çıkıp bir göstereceğim. Vermeyince mabud, neylesin sultan mahmud diye boşuna söylememişler elbet atalarımız...
Hafta sonu boğaziçinde okuyan yeğenim bir süpriz yapıp tek başına bizlere gelebildi. O ilk defa milli olurken, biz de çok mutlu olduk. Derslerden fırsat bulup çıkamamıştı yurttan. Çıkacağı zaman eniştesi alıyordu kızımızı. Ispanaklı böreği çok özlemişti yavrucuğum. Alel acele yaptık. Pazar günü bir arkadaşımızın yakını olan ve çok uzak bir ilimizden gelip onkolojide yatan bir hastayı ziyarete gittik. İşini sanat gibi yapan çiçekçimiz güzel bir buket hazırladı. Adamcağız çok mutlu oldu. Hastalığı son safhada. Hastane ziyareti bizlerin haline şükretmesi, karşı tarafı da mutlu etmesi açısından çok mühim. Böyle güzelliklere yol açtığından olsa gerek Peygamber Efendimiz; hasta ziyaretinde bulunanlara gün boyu meleklerin Allahım bu kulunu affet diye dua ettiklerini beyan ediyor.
Dün portakal ağacından gelin kurabiyeyi yaptım. Tavsiye ederim. Pişmeye yakın çalan telefon sayesinde benimki beyaz olmadı. Allı gelin oldu! Ama tadı güzel. Zaten Türklerde eskiden gelinler kırmızı giyermiş!
Bu kartpostallar çok hoşuma gitti.Malum hediye günleri yaklaşıyor. El yapımı kartpostallar hazırlasam diyorum. Bu sms ve mailler çok sanallaştırmasın dostluklarımızı diye ama bakalım inşallah kısmet olur.Güzel bir gün geçirmeniz dileği ile.

02 Aralık, 2005

CEVRİ FELEK SEHPA ÖRTÜSÜ

Feleğin her cevrine tahammül gerek, madem ki çile de sefa da müşterek gibi bir söz hatırlıyorum.Ama içimden bir ses bu söz biraz farklıydı yanlış hatırlıyorsun diyor. Lakin; en azından mana itibariyle bu şekildeydi diyorum. Bu sehpa örtüsü iğne oyası malunuz. Görev yaptığım işyerine mali durumu iyi olmayan bir kadıncağız yapıp getirmiş, arkadaşlarım bir takım da benim adıma almıştı, bir kaç sene evvel. Yapan kişinin durumundan mı, modelin şeklinden mi bilinmez içimden bu ismi vermek geldi. Hepinize iyi bir hafta sonu diliyorum.

01 Aralık, 2005

Yıldız Çiçeği Sandık Örtüsü

Yıldız çiçeği sandık örtüsü Melek'in. Bana çocukluğumdaki evimizin bahçesindeki yıldız çiçeklerini hatırlattığı için bu ismi vermek istedim. Rahmetli Babacığımın yetiştirdiği sarı, bordo, beyaz yıldız çiçekleri... Ablamın mahallenin çocuklarına bila bedel dağıttığı, benim yüksek ticaret ruhuyla(!) mütevazi oyuncaklar karşılığında verdiğim, Ablamın Babama haber vermesi neticesi ortaya çıkan ve sahiplerine dağıtılan oyuncak stoğum... Başka çiçekler de vardı bahçede o yaz ama en bol olanı yıldız çiçeğiydi. Şimdi ki çocuklar bir apartman dairesi içinde insiyatif (!) de geliştiremiyorlar. Oysa biz koskocaman bahçe, avlu kısmı, Annemin işbilir bir komşumuza, bilmem hangi köyden getirterek yaptırdığı tandır evinin teras gibi kullanılan kısmı, çatı, bunlara ilaveten pek sokağa çıkmamızı uygun görmeyen Anneciğimin verdiği özel izin saatlerinde arkadaşlarımızla oynadığımız boş arsa. Mahallede bulunan nadir tandır evinin bizde olması hasebiyle komşu hanımlar maheretli hamurişleri yaparken, yanları sıra gelen mahalle arkadaşlarımızla ne insiyatifler geliştirirdik. Bahçeden toplanan sebzelerle yaptığımız ve dünyanın en leziz yemeği gibi gelen salatalar, bebeklerimize dikilen elbiseler, doktorculuk oynarken dilimize sürdüğümüz yer elması yaprakları ile sergilediğimiz kanlı-canlı oyunlar. Mahallenin bedelsiz manavı vazifesini gören bizim bahçeden, yine benim önderliğimde gelenlere artık para ile verdiğimizi belirterek yine mütevazi kazançlar sağlarken, muhtemelen Ablamın en sonunda fark etmesi ve içerde düğünü yakın kızlara gelinlik diken Anneme haber vererek yine noktalatması... Bugün tüccar falan olamadımsa sebebi Sensin Ablacığım yaa desem haksızmıyım ki. Sevgilerimle.

Gönlübir Oda Takımı

Gönlübir demek istedim bu modele. Gönülden gönüle uzanan bir tel gibi gelir birleşim noktaları. Bugün çok yorgun ve uykusuzum, arkadaşlar. Bir kere hala Ramazan Ayı'ndan beri hergün sahur saatinde uyanıyorum. Saat 04. suları ben ayakta. Yorgunluk, uykusuzluk, geç yatmak hiiç etkilemiyor. Sanki beynimde bir çalar saat var beni aynı saatta uyandıran. Hayatım boyunca böyle bu iş. Bazı zamanlarda da birgün bir vesileyle uyuduktan faraza üç saat sonra uyandıysam, ertesi gün üç saat geç yatsam, yine üç saat uyuyup- uyanıyorum. Eh uyanınca da hemen uyuyamam. Çoğu kez uyumak istemem ya da. Aaa madem uyandım gündüz bakamadığım falan dergiyle gazeteye göz atayım. Bu akşam haberleri dinleyemedim haber kanallarına bakayım- Annemin tabiri ile sanki Türkiye'yi ben idare ediyorum kaçırdığım bir nokta kalmasın.- Yeni aldığım kitabı okuyayım. Dua edeyim bu saatte iyi olur. Geçmişlere, Anneme, Ali'ye, F.Ablanın oğluna v.s v.s. Aaaa iş vakti geliyor. Ne çabuk geçmiş zaman, akşamda zaten Ali'yle Kadıköy'den 21'i geçiyordu döndüğümüzde ve geç uyuduk. Bugün de Kızımı etütten alacağım aynı saatlerde. Ama ben çok yorgun ve uykusuzum. Hergün hergün de aynısı olunca.Sızlanıp da beni kızdırma diyorum, başına silah mı dayıyorlar madem öyle kalkma! Bugün kendimle kavga ediyorum sanki. İnsanın kendine ettiği iyilik veya kötülüğü kimse edemiyor gerçekten. Neyse dostlarım dantele gelecek olursam, bu benim çeyizimden ama yeni kullanmaya başladım. Haticeciğim msn adresi alayım da artık hem Seninle, hem de netten arzu eden can dostlarımla görüşürüz inşallah. Sevgilerim hepinize, kendim hariç, bugün ona kızgınım zor bakıyorum dosyalara!...