10 Ekim, 2005

Safranbolu Gezisi/ Safranbolu Evleri


Ssaranbolu'dan kent merkezindeki safran çiçeği anıtını görüntüledikten sonra, yağmurlu bir pazar akşamında ayrılıyoruz.

Safranbolu üniversite yıllarından beri görmeyi arzuladığım yerlerden biriydi.Çoğu kez ramak kaldı ama bir türlü kısmet olmamıştı. Geçtiğimiz hafta Ankara dönüşü, hem Karabük'te eşimin yeğenlerini ziyaret etmiş olduk hem de Safranbolu'yu. Buna uyan deyim bir taşla iki kuş ama, benim için Safranbolu tek başına beş kuş diyebilirim!..

Safranbolu Gezisini iki etapta paylaşmak istiyorum Sizlerle.Birincisinde evleri. İkinci bölümde çarşısı ve meşhur Kileciler Konağından iç görüntüler olacak.Ben Safranbolu'yu, evleriyle, çarşısıyla ve pek tabii lokumları ,kızamık şekeri, gül reçelleri ve koz helvasıyla çok sevdim, umarım Sizler de beğenirsiniz.
Yokuş aşağı sıralanmış Safranbolu Evleri.
Yukardaki bina Mimarlık ve Tasarım Fakültesine ait.Yüksek bir tepenin üzerinde,kent ayaklarının altında.

Bir tepeye sıralanmış evler...Dostluk, komşuluk bilen, düğünü-ölümü, sevinci-kederi, kış hazırlığını,bahar pikniğini paylaşan gerçek anlamda mahalle olan evler..En sağdakinde satılık yazıyor,müşteri olsak mı?...
Restore edilmemiş ama içinde uzun yıllar boyunca hayat olan ve olmaya devam eden bir ev.

Safranbolu'dan Genel Görünüm

06 Ekim, 2005

Pembe Sarmaşık Seccade ve Kuzenlerin Kolyeleri




Gelinimiz Kamile'nin desenlerini boyama olarak yaptığı seccade. Bizim kuzenler yaz boyu kapandıkları oda da şen-şakrak sesleri eşliğinde, harçlıklarını yatırdıkları malzeme ile yapmış sonra da bizlere sergilemişlerdi takılarını. Üç tanesini de Sizlerle paylaşmak istedim.

05 Ekim, 2005

Hepimizin Ramazan Ayını Huzur ve Güzel Kazanımlarla Geçirmesi Dileği İle....

04 Ekim, 2005

Sobelemeyi Unuttum!

Evlilik Hikayemi yazdım ama hani sobe ?! Unuttum arkadaşlar kusura bakmayın; acele tarafından- dilerim daha önce sobeleyen olmamıştır-Sevgili Münevver Abla'yı, Serra'yı,Şennur Hanımı ve Emine (colkar) sobeliyorum!!!

Pullu Sürahi Örtüsü ve Annemin Perdesi

Bu da Annemin ön bahçesi.Üzüm asmalarına merak saldı Annem son yıllarda.Yolu düşenler bad yemeye ve ıspanaklı gözlemeye davet olunur.

Annem bahçesini göremediği için kalın perdeden hoşlanmıyordu.Bu perde ince bir tülden kendi tasarımları.
Bu örtü bana Ablam tarafından yapılmıştı.Çatalda pul örülerek aralarına simli kurdele geçirilmişti.

03 Ekim, 2005

Damla Çikolatalı Pratik Pasta



Bu pasta da yaz tatilinden. Ben buna kuzenler pastası da diyorum.Zira süslü becerikli Yurdagül ile kuzeninin eseri. (aynı zamanda sırdaşı,arkadaşı,kardeşi ve dahi son bir yılda hız kesen kavgadaşı Reyyan Münire'nin pastası.Hayatlarının ilk beş yılında Yurdagül'ün sarı saçlarına olan hasetinden dolayı kuzeni her fırsatta yolup kendi başına yerleştirirken(!) defaten yakalanmış olup, çok sayıda şahitle sabitlenmiş olduğundan Yurdagül'e mahkeme ve tazminat yolu ardına kadar açık olmasına rağmen aşırı sevgisinden girişimde bulunmaktan vazgeçmiştir.Yine ilk zamanlarda hep kuş olup birbirlerinin yaşadığı kente uçmak istemişlerse de benim bir araya gelince biribirlerinin kanadını yolacakları ve daha dönemeyecekleri uyarıma fena halde içerleyerek kavgayı minimuma indirgeme de önemli bir aşama kaydetmişlerdir. Artık yazın yapışık ikiz, kışında birbirlerine şiir yazıp, hediye biriktiriyorlar.)

Neyse gelelim pasta malzemelerine;
Üç katlı hazır pandispanya (kakaolu)
Meyve aromalı soda ya da neskafeli süt
Kakaolu krem şanti, damla çikolata

Hazırlanışı:
Pandispanya arzu edilen malzeme ile ıslanır. Aralarına krem şanti sürülür.En son üzeri krem şanti ile kaplanıp, damla çikolata serpilir.

Bir Hafta Sonu Hikayesi ve Yeni Kararım


Aslında sadece bir değil birçok hafta sonunun bir özeti olacak yazdıklarım... Son haftalar da ne mi yaptık? Kızkardeşim Fatma, İnanç'ı kayda getirdi. Kayıt işlemleri dışında kalan günlerde süs ve zerafet timsali Yurdagül'ün mağaza gezilerine epey bir zaman ayrılmasını da saymazsak, burada Sizlerle paylaşabileceğim bir çok yemek, dantel ve gezi dosyası birikti. Bu arada Yurdagül, Kardeşimin küçük kızı. O'nu tarif etmek için süslü-püslü bir tatlı cadı sıfatından daha yakışanını bulabilmem sanırım mümkün değil. Annesinin ailenin en hamaratı olması sayfama aktaracağım dosyaların artmasında ve yeni kararımı almamda etkili oldu hiç şüphesiz.

Hafta sonu, rahatsızlığı dolayısı ile Ankara'da tedavi olan Eşimin Abisini ziyarete gittik.Orada geçtiğimiz aylarda evlenen yeğeni bizi misafir etti. Tabii yeni gelinin evinde çeyizlerinden de birkaç görüntü aldım sayfamda paylaşmak niyeti ile.Ziyaret dönüşünde Safranbolu'ya gittik.Eşimin Karabük'te okuyan yeğenleri ve ev arkadaşları ile birlikte.Tabii gerek çarşıda, gerekse tarihi konaklardan görüntüler aldım, bir Safranbolu dosyası olacak kadar. Ankara dönüşü yol ayrımından itibaren levhalarda Kastamonu ibaresini gördükçe hep Sevgili Münevver Abla'yı andım.Önümüzdeki günlerde bulduğum ilk fırsatta, ikinci bir sayfa oluşturmaya karar verdim.Birinde gezi dosyaları,şiir hikayeciklerden oluşan bir blog, diğerinde yemek ve elişleri olmasını arzu ediyorum. Güzellikleri paylaşarak çoğaltmak dileği ile uzun süredir bekleyen bir 'Anne Yemeğini' yazmak istiyorum.

Pancar Sarması (Pazı)

Malzemeler:
Haşlanmış pazı yaprakları
bulgur,bir fincan kadar un
soğan,karabiber,tuz
sarımsaklı yoğurt,tereyağı

Bulgur sıcak su ile ıslatılıp bekletilir.Yumuşadığında çok ince kıyılmış soğan, karabiber ve tuz ilave edilir.Yoğrulur.Un da ilave edilerek fazla katı olmayan bir karışım elde edilir.Sarma işlemi bittikten sonra diğer üzerine küçük bir kapak kapatılıp kısık ateşte ılık su ilavesi ile pişirilir.Servis öncesi sarımsaklı yoğurt ve kızdırılmış bolca tereyağı dökülür.(Arzuya göre) Bu Anneciğimin güzel yemeklerinden biri, çok lezzetli bir sarma.

30 Eylül, 2005

Oda Takımı


Kız kardeşim Filiz'in kendine ve bana yaptığı renkli oda takımı.Kendisine yastıklarını da yapmıştı.

29 Eylül, 2005

Evlilik Hikayem

Sevgili Tuhfe tarafından sobelendiğim evlilik hikayemi dilim döndüğünce anlatmaya başlayayım arkadaşlar.
Yıl 1988. Aynen bugün Istanbul'da olduğu gibi hava kapalı, ha yağdım ha yağacağım diyen bir bahar günü.Bahar bahar olmasına ama sanırım başlangıç ayı, zira üzerimizde mantolar var daha.Üniversite son sınıfta üç arkadaşız.Arkadaşlarımızdan F. 'nin sözlenme aşamasında olduğunu öğrendik.Üstelik bizim fakülteden biriymiş. Biz tatildeyken neler olmuş neler, benim en can arkadaşım sözleniyor.Sınav var ama, sınav öncesi damat beylerin anfinin önüne bir koşu gidip en azından şöyle bir göreceğiz.Gerisi kısmetse sonra artık.
Gittik gitmesine ama o bölüm normalde çok kalabalık, sınav zamanı millet birbirini kırıyor deyim yerinde ise.Vakit dar, o muydu bu muydu derken vazgeçip kendi anfimize koştuk S.ile.Günler çuvala girmediye daha sonra tanışırız dedik.Sınavdan çıkıp kızlarla Muradiye'de oturan arkadaşımız N.ye gittik.
Aradan günler geçti. Arkadaşım F. tarafından damat beyin arkadaşının beni çok beğendiğini ve mümkünse tanışmak istediğini iletti.Beni nereden tanıyormuş deyince "bizim damat adayını görmeye çalıştığımız zaman Onun yanında olduğunu Onların bizi gördüğünü " belirtti.Yani biz ava giderken avlanmış gibi bir şey olduk. Nisan ayında tanıştık.Böyle bir konuda ailemin kararının benim için önemli olduğunu belirttim.
Sonraki zamanlarda ailemle tanışılıp-görüşüldü. Askerliğini yapması v.b. gibi taleplerimizi hallettikten sonra, söz-nişan tanıştığımızdan toplam 3.5 sene sonra benimle evlenebilmiş oldu!
Kendisi son derece azimlidir.(Evlilik hikayemizden az da olsa anlaşılacağı üzere) Şu an iki çocuğumuz var.Saygı ve sevginin birlikte var olduğu bir evliliğimiz var.Mutluyuz, tüm evleneceklere de mutluluklar diliyorum.

27 Eylül, 2005

Kahrmanmaraş'tan Son Görüntüler



Maraş'a kadar gidip dondurma yemeden gelmek olmaz tabii.Dondurmasıyla ünlü bir pastane.
Maraş'ta kelle-paça çok tutulmakta.Kuruluşu 1936 yazan küçük bir kelle-paça salonu.
Dolmalık kurular.Biber,acur,kabak,patlıcan.Bana biber ve patlıcan geliyor ve favorim patlıcandı.Bu yıl ilk kez acuru alıp, yaptım.Doğrusu çok beğendim.Aşağıda asılı paketler Maraş tarhanası,çörekleri.Maraş biberi ve diğer baharatlar ayrıca pestil, pekmezli cevizli sucukların olduğu bir dükkan.
Bu kadar uzun çarşı gezisinden sonra bir bardak soğuk meyan şerbeti almazmısınız? Sırtında özel pirinç ibriği ile oldukça sevecen bir amcaydı..

26 Eylül, 2005

K.Maraş Çarşısından Tarihe Yolculuk















Bakırcılar Çarşısı.Bakırı döven asırlık usta amca bir yanda, kalaycı ustası diğer yanda. Hemen yanıbaşında bulunduğu yere nostaljiyi yansıtacak işlenmiş bakır eserleri, sedef kakmalı tüfekler ve takı kutuları...........

23 Eylül, 2005

Küçük bir not

Kına askısı fotoğraflarından biri yarım gözüküyor.Fotoğraf eklerken son zamanlarda çok sıkıntı yaşamamdan ve uzun süre beklememden dolayı gözüm almadığı için ziyaretcilerimden anlayış bekliyorum ve görmek isteyenlerin üzerine tıklamasını rica ediyorum.

Kına Askısından Belleğimdeki İlk Kına Gecesine Yolculuk


Kına askısı ve yüz örtüsü.Kına gecelerinde geline yakılacak ve davetlilere dağıtılacak kına askıda geliyormuş artık.Etrafında mumlarla taşıması daha pratik.Allah herkese evlatlarının güzel günlerini mutluluk içinde yaşamayı kısmet etsin. Çocukluğumda hatırladığım ilk kına annesi vefat eden bir komşu kızının idi.Önce halaylar çekildi,davul-zurna çaldı herkes eğlendi. Üç-dört yaşlarındaki ben de mutluluk içinde izledi.Sonra ortaya bir sandalye geldi, gelin oturtuldu,ışık kapatıldı. Küçük bir tepsi de mumlar yanarak kına geldi.A anası, a babası hani bunun öz anası... şeklinde devam eden bir ağıt,yükselen hıçkırıklar, ah'lar... O kadar eğlenceden sonra birden yas havasını anlayamayan ben, herhalde üvey annesi kötü birşeyler yaptı diye düşünerek, hayatımda ilk kez boğazımda bir yumru hissettim, gözlerim doldu. Üzerinde annemin diktiği simli gelinliği, duvağından sarkan gelin tellerini incelediğim geline pek üzülmüş olmalıyım ki günlerce aklımdan çıkmadı.Benden 2.5 yaş küçük kızkardeşimin beşiğini sallarken kulağıma gelen ses o kına ağıtı oldu hep. Anneme beşik neden Nimet Nimet diye ağlıyor sallanırken demişim. Bir kına askısından nerelere...

22 Eylül, 2005

Oymacılar Çarşısında dolaşmaya devam..

Çam kozalaklarından bizde yapabiliriz.
Oymalı Sehpalar