İbrahim Peygamber'in makamını ve balıklı gölü üniversite yıllarından beri ziyaret etmek isterdim, bu yaz kısmet oldu. İlk olarak caminin bahçesinde Filistin ve Irak Savaşından insan fotoğrafları sergisi ile karşılaştık. Doğrusu kelimelerle ifadesi mümkün olmayan, yürek burkan fotoğraflar. Ramazan ayı hürmetine bu vahşetin son bulmasını diliyorum, sizlerin de dualarınızda yer etmesini istirham ediyorum.
Sergiye ev sahipliği yapan Ayşe isimli çok cana yakın bir genç kızla tanıştık. Urfa insanının sıcak kanlılığını yansıtan Ayşecik ısrarla bugün gitmeyin, misafirimiz olun dileklerinde bulundu. Kalamayacağımızı belirtince, hiç olmazsa bir beş dakika bekleyin dedi ve kayboldu. Biraz sonra nefes nefese geldi. Hediye almış bana, ben de yanımda bulunan hediyelik takılardan verdim, adresler alındı derken, can-ciğer kuzu sarması olduk. Bu da büyükşehirlerde görmeye ve de yapmaya alışık olmadığımız Anadolu insanının misafirperverliği, açık ve sıcak yüreği idi.
Bugün gün boyu eğitim toplantımız vardı ve yazılarımı yazamadım. Lakin çok güzel, çok ahenkli bir eğitim olduğu için tüm yoğunluğuna rağmen tatlı bir yorgunluk kaldı üzerimizde. Konumuz eski tabirle adab-ı muaşeret, şimdiki deyimle de nezaket ve protokol kuralları üzerine idi. Ağırlıklı olarak kamu protokolü olmasına rağmen, adab-ı muaşeret kuralları da azımsanmayacak ölçüde ve hocamızın akıcı, neşeli anlatımıyla çok güzel işlendi. İlgimi çeken, bir iki cümleyi sizlerle paylaşarak, köy yazılarına geçmek istiyorum."Usul esasının mukaddimesidir" Mecelle'nin önsözünde geçen bir cümle. Gerçekten de neyi söylediğimiz kadar, nasıl söylediğimiz, lisan ve lisanı hal ile (davranış ve sözlerimizin söyleniş şekli) çok önemli. Derste anlatılmadı ama hepimiz biliriz; "söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı." der atalarımız bir cümlede konuyu özetleyerek. Ben de bu mevzuuda eskiden beri bildiğimiz hocamızında geçen eğitimde bahsettiği "sakal yolduran" usulsüzlüğü sonraki bir yazıma bırakarak, zihnimde altını çizdiğim diğer iki cümleyi yazıp konumuza geçiyorum.
"Samimiyet ile laubalilik arasında ince bir çizgi vardır" ve " Ciddiyet ile soğukluk arasında ince bir çizgi vardır." Önemli olan da uçlara kaymadan bu ahengi, bu güzelliği bulabilmek. Düşüncelerime tercüman olan diğer bir hususta "yakın arkadaşlarımız-bana göre yakın tüm insanlarımız -da en az yabancılar kadar saygılı ve kibar davranışı hakederler.
Köye gelecek olursak kayınvalidem yazları köydeki evinde geçiriyor. Şehire göre oldukça serin olmasına rağmen serin bir ortamda yatmak isteyen zevatın bir kısmı, yukarda görülen haymanın altında, geceliyor.
Evin çardağından görüntülediğim manzara.
Çardaktan görüntülediğim üzüm asması. Maraşın köylerinde evlerin mimarisi çok değişik gelmişti bana. Ön kısımda normal bir kanatlı kapıdan giriliyor. Sağda solda odalar mutfak v.s. ve ortada kocaman bir hol, eski tabirle sofa. Sofa devam ediyor kanatlının karşı kısmında duvar yok sofa uzuyor tavan bitiyor, yerini üzüm asmasına ve arkaya doğru uzayan kocaman, terasımsı bir alan alıyor. Tepenizde üzüm asmaları arz-ı endam ediyor. Kapı girişinden tek katlı görünürken üzüm asmasının altında arazinin engebesinden dolayı eskiden ahır olarak kullanılan zemin katı farkediyorsunuz. Arkaya doğru meyve-sebze bahçeleri ve daha altında da hızlı hızlı akan bir çay uzanıyor. Alabalık tesisleri kurulmuş üzerine. Lakin hava çok bunaltıcı, hemen yanıbaşındaki baraj ve çayın etkisiyle nemli, boğucu bir sıcak. En azından asma altında yatanlar, şehirde damda yatanlardan oldukça şanslılar. Düşüp, ayağını bacağını kırdığını duyduğumuz ahbab-ı iyal sayısı hiç de az değil. O bunaltıcı sıcakları görünce, aman neredesin,ikindi de esmeye başlayan, gece olunca yorgana sardıran memleketimin yayla havaları, nerdesin dedim!... 
Aşağıda Ihlara Vadisi ile ilgili kısımda bahsedildiği üzere; çocuklara kıştan verilmiş bir söz üzerine Göreme'ye gittik. Peri bacaları, içinde küp yapılan ve satılan oldukça serin mekanlar yaz şartlarında. Kışın ise tam tersi sıcak ortamlar. Yoğun olarak, Ürgüp ve Göreme'de olsa da yol güzergahı boyunca bu tarz mekanlar hep var.(Güzergah deyince, Konya çıkışında yol boyunca hep düz ve hep benzer bitki örtüsü, doku görüyor insan. Bu da bana hayatımız da inişler, çıkışlar, üzüntüler ve sevinçler olmasa hayatın tek-düze ve sıkıcı olacağı kanaati uyandı) Köylerde hala, hasat deposu ve hayvan besleme amaçlı ve de konut olarak kullanıldığını müşahede ediyoruz. Aşağıda kısaca Göreme tarihi hakkında bilgi yer almakta.
Nevşehir'e 10 km. uzaklıktaki Göreme kasabası Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasındaki etrafı vadilerle çevrili bölgede yer alır. "Korama, Matiana, Maccan ve Avcılar" Göreme'nin eski adlarıdır. Göreme ile ilgili 6. yüzyıla ait bir belgede ilk olarak "Korama" adına rastlanılmıştır. Bu belgede, Hieron adındaki bir azizin 3. yüzyıl sonlarında Korama'da doğduğu, Malatya'da 30 arkadaşı ile birlikte şehit olduğu ve elinin kesilerek annesine, Korama'ya getirildiğinden bahsedilmektedir. Aziz Hieron'un, Göreme Açık Hava Müzesi'ndeki Tokalı Kilise'de bir freski bulunmaktadır.
Çocuklara yaz tatilinde peri bacalarına gideceğimize söz vermiştik. Konya'da kaldığımız otelden kahvaltıdan sonra ayrılarak Nevşehir yollarına düştük. Kahvaltıda ikram edilen çedeneli çubuklar, bana çocukluğumun çok sevilen çedeneli kavurgalarını hatırlattı ve uygun bir zamanda denenmek için notlarım arasına girdi. Bu niyetle Sivas'tan çedene alındı, yapılınca blog okuyucuları ile paylaşmak da niyet notlarına eklendi. Ihlara Vadisi'ni ziyaret Sevgili Meslektaşlarımdan Ömür Hanım'ın bu bölgeye gideceğimizi öğrenip, uğramadan gelmeyin tavsiyesi ile oldu. Ihlara hakında detaylı bilgiyi avanos.com'dan almıştım, dileyenler aşağı kısmı okuyabilir.
Nevşehir’den Aksaray’a gelmeden 11 km. kala sola, güzelyurt yoluna dönerek yada Derinkuyu'dan sağa dönerek ıhlara vadisi'ne gidilebilir. Hangi yoldan giderseniz diğerinden dönün ve böylelikle her iki güzergahıda gezmiş olursunuz. Vadiyi bir uçtan öteki uca Melendiz çayı boyunca geçebilirsiniz. Uzunluğu yaklaşık 10 kilometre. Derinliği ise 80 metre. Bu kadar uzun bir yolu yürümek istemiyorsanız, köyü geçtikten sonra vadiye tepeden bakan lokantanın bulunduğu yere gidip, merdivenle aşağıya inebilirsiniz. Yüz metre derindeki vadiye merdivenle inip çıkmanın da biraz yorucu olacağını hatırlatalım. Kanyonun her iki yamacında kayalara yaklaşık 100 kilise oyulmuş. Kiliseler çoğunlukla 11. yüzyılda inşa edilmiş. En iyi durumda olup ziyarete açık bulunanları ise Eğritaş Kilisesi (Köyden yürüyerek veya merdivenle bir saatlik mesafede), Kokar Kilise (Çayın sol kıyısında, merdivene 1 km. uzaklıkta), Pürenli Seki Kilisesi, Ağaçaltı Kilisesi (Merdivenin hemen yakınında, Yılanlı Kilisesi (Köprüyle geçilen sağ tarafta), Bahattin Samanlığı Kilisesi (Belisırma Köyü girişinde, çayın sol kıyısında), Kırkdamaltı Kilisesi (Belisırma Köyüne 500 metre), Sümbüllü Kilise (Merdivenin sol tarafından 250 m. ileride). Direkli Kilise’dir (Belisırma Kilisesi karşısında manastır kilisesi).
Ihlara’da yapılacak gezinin keyifli olduğu kadar yorucu da olduğunu hatırlatalım.(biz ol sebepten, yanımızda çocuklar olduğu için fazla gezemedik.)
Hasandağı’ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler kanyonu oluşturmuştur. Bu çatlaklardan yol bulan kanyonun bugünkü halini almasını sağlayan Melendiz çayına ilk çağlardan Kapadokya ırmağı anlamına gelen ‘Potamus Kapadukus” denilmekteydi. 14 km uzunluğundaki vadi ıhlara’dan başlar. Selime’de son bulur. Vadinin yüksekliği yer yer 100-150 m.dir. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır. Bazı barınaklar ve kiliseler yer altı şehirlerinde olduğu gibi birbirine tünellerle bağlantılıdır.
Ihlara vadisi jeomorfolojik özelliklerinden dolayı keşiş ve rahipler için uygun bir inziva ve ibadet yeri, Savaş ve istila gibi olağanüstü zamanlarda ise gizlenme ve korunma yeri olmuştur. Ihlara vadisi kiliselerindeki süslemeler 6.yüzyılda başlayarak 13.yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir.
Vadi boyunca yer alan kiliseler iki gruba ayrılabilir. Ihlara’ya yakın olan kiliselerin duvar resimleri Kapadokya sanatından uzak, doğu etkisi taşırlar. Belisırma yakınında yer alanlar, Bizans tipi duvar resimleri ile süslüdür. Ihlara Bölgesi’nde Bizans Dönemi’ne ait bilinen kitabelerin sayısı oldukça azdır. Belisırma köyüne 500 m. uzaklıktaki Aziz georgios (Korkdamaltı) Kilisesi’nde Selçukul Sultanı II.Mesud (1282-1305) ve Bizans İmparatoru II.Andronikos’un adlarını içeren 13.yüzyıla ait freks üzerine yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabe bölgeyi ellerinde bulunduran Selçukluların hoşgörülü yönetiminin varlığını kanıtlamaktadır.
Ihlara Vadisi’nde yer alan ve resimleri en iyi korunmuş olan kiliseler Ağaçaltı, Pürenliseki, Kokar, Yılanlı ve Kırkdamaltı Kiliseleridir.

Papatya kurabiyeyi kızkardeşim özellikle Trakya'da oturduğu dönemde sıkça yapardı. Kızımın doğum gününde cici birşeyler arzu ettiğini görünce yapmaya karar verdim. Geç bir vakitte yapmaya başladığım için, bir kısmını da farklı yaparım düşüncesiyle tırtıl kurabiye kalıbını da hazırlamıştım. Daha önce yazdığım gibi, oğluşumun çok hoşuna gitti ve tamamını yaptı. Papatyalara sap ta kendi tasarımı oldu. Kuralcıyız azıcık. Fırınımız biraz hızlı olduğundan 130 derecede ve kısa sürede pempeleştiler. Bu hali de ev halkının aha hoşuna gitti.
Tatil yazılarına kaldığımız yerden devam edelim isterseniz. Yukardaki resim Kirazlıbahçe'de elinde kirazla Nasrettin Hoca. Yanında da Ali Bey Hazretleri.
Burası Konya Sofrası. Mevlana Türbesine bakan manzarası ve Konya'ya özgü yemekleri ilehoş bir mekan. Üç katlı ahşap bir konaktan restore edilmiş. Biz geç vakit gittik, tandırı güzeldi, tavsiye ederim.
"Dinle neyden gör neler söyler sana
"Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol" ve Gel ne olursan ol gel diyen Hazreti Mevlana'nın makamından görüntüler. Hoşçakalın.

Bugün çok yoğun geçecek bir gün bizim için. Öncelikle bugün ablamızın doğum günü. Ayrıca önceden verilmiş sözler gereği Ali ile birlikte gitmemiz gereken bebek mevlidi ve ev görme ziyaretlerimiz var. Tüm arkadaşlarımızla birlikte bu ziyareti gerçekleştirmeyi planladığımız için ertelememiz mümkün değil. Akşama da bir yolcumuz var uğurlanacak, bugün uzun olsun inşallah diyoruz.
Haykıran dalgalardan aman buldukça yüzdü çocuklar. Bir akşam üstü görüntüsü alıp hırçın ev sahibimizden, odalarımıza çekildik. Son gece de kükreyip coştu deniz, sabah öfkesi geçmişcesine dingindi fakat bu kadar naz aşık usandırır deyip, düştük Bursa yollarına.
Bu yaz bir yol güzergahı belirleyip, mümkün mertebe dolaşarak ve arzu edilen yerlerde konaklayarak bir tatil geçirmeyi planlamıştık. Bursa'dan başladık. Bursa görüntüleri arasında da ev sahibi konumunda gördüğüm Osman Gazi Türbesi 'ni ve sevdiğim şiirlerden biri olan 'Bursa'da Zaman'ı paylaşmak istedim.
BURSA'DA ZAMAN

Burası Yalova'nın bir beldesi. Oğluşumuz, at sevdasıyla dopdolu, kah bir at bulup binmeyi, kah yüzmeyi hayal ederken, önümüze at üzerinde bir teyze ile yanı sıra yaya devam eden centilmen bir amca çıktı.Delikanlımız, babacığım arabayı durdur nidasıyla yola uçup, atlı teyzemize ben de binebilirmiyim dedi heyecanı dorukta ama en sevimli sesiyle!...
Berat Kandilinizi kutlar, güzelliklere vesile olmasını dilerim. Zulmün, savaşın, öldürülen bebeklerin görülmediği bir dünya olması duası ile, itibarhaber.eu isimli sitede okuduğum bir kandil yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Güzel günler dilerim.
Önceki yazımda belirtmiştim yarından itibaren olmayacağım. Bir ay boyunca tavuk köftesi görülmemesi için bir kaç resim eklemeyi uygun buldum. Üstte görülen Sivas Şifahiye Medresesi. Eylül başında kısmet olursa görüşmek üzere. Allah'tan hepinize mutlu, sağlıklı, güzellikler dolu günler bahşetmesini diliyorum. Hoşçakalın.
Tavuk köftesi tatil öncesi belki de son paylaşımım. Kısmet olursa bu hafta son, tatile çıkmayı planlıyoruz. Tarif Sofra Dergisi'nin 95 li yıllara ait bir sayısından. Köfteleri patlıcan, patetes ve biber kızartması ile servis önerilmiş. O an evde patlıcan olmadığı için listeden çıkarıldı. Patatesi çocuklardan dolayı, biberi eşimi düşünerek tercih ettim. Yeşilliklerle arası iyi olan biri olarak, son anda yeşil soğanları elimle koparıp, yıkayıp bir dilim limon eşliğinde servise ekledim.
Gittiğim yerlerden mümkün mertebe görüntüler alarak, sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Planlarımızda bir değişiklik olmaz ise Ağustos sonlarına kadar olmayacağım. Güzel günler dileği ile, hoşçakalın.
