14 Kasım, 2006

ÇİÇEKLERİN HAZANI


Oğluşumun bu aralar dilinden düşürmediği, birazcık mekanik ve nezle görmemişcesine gür sesiyle, sedalandırdığı hüzünlü bir parça var "yine aylardan kasım..." diye devam eden. Benim bu kasımda katmerlenen sızımız, sadece kasıma has bir olay olmasa da bu düğüm yüreğimizde, son zamanlarda izlediğim bazı haberler, akabinde yazılan yazılarla iyice depreşip gelişti...

Yazılar kaleme alıyoruz, güneydoğuda kadın olmak üzerine yüreğimiz dağlanıyor pek tabii. Çoğunu almıyor hafsalamız, mantaliteyi anlamaya, kendimizi yerlerine koymaya çalışıyor, çözmeye çalışıyoruz.

Benim üzüntümü tetikleyen olay, saldırıya uğrayan bir hanım, suçu varmışcasına işkenceye maruz kalıyor, çözüm olarak saldırganın kızı berdel veriliyor, mazlum durumundaki hanım da öldürülme korkusu ile yasal mercilere başvuruyor..

Ben anlamakta çok güçlük çektim bunu. Ortada bir suç ve bir suçlu var elhak. Ama cezalandırılan masumlar. Bu vakıa ne hukuki, ne insani, ne de islami. Sosyal açıdan bakınca da anlaması zor bir hal var, mazlumun eşi, saldırganlanla hısım oluyor. Damat-kayınpeder ilişkisi kurulmuş olmuyor mu?

Bu olayı ifadelendirirken sadece eleştirmek gibi bir niyetim yok. Dahası bir şehri anlatırken, etkili olma kaygısı ile mi bilmem, salt en kırsalındaki, en sivri olayların seçilip, ..... yerde kadın olmak başlıklı yazılar yazılmasını, salt eleştirip, tabiri caizse bölgenin tüm erkeklerini, bakış açısını, yaşam tarzını tu kaka ilan etmenin de suni ve moral bozuculuğu ile, insanları uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadığını düşünüyorum.

Mesela; konuyu araştırırken günlük gazetelerden birinde köşe yazarlığı yapmış bir hanımefendinin Urfa ile ilgili yazısını okudum. Kadınların tek başına çarşıya çıkamadığından bahisle, çamurlar üzerinde çıplak ayak gezen bir kızcağız ve benzer bir-iki hayattan hareketle tanımlama yapılmış. Pek tabii ki çok üzücü, pek tabii ki çözümlenmesi gereken sıkıntılar yaşanmakta. Ama, çözüm de olmalı gözümüz abartı da değil.

Bu yaz gitmiştim Urfa'ya. Görüntülerini de sizlerle paylaştım. Kızlar gördüm, balıklı gölün hemen yakınında, Çeçenistan fotoğrafları sergisi açmışlar. Sergilerini gezip tanıştım. Okumuş-yazmış, kendine güvenen insanlar. Bana tek farklı gelip, çok mutlu eden yanları alışık olduğumdan daha cana yakın olmalarıydı. Şehir efsaneleri ile neredeyse tanımadıklarımıza selam vermeye imtina ettiğimiz bu şehri Istanbulumuz da yapamayacağımız bir davranış olarak ısrarla o gün misafirleri olmamızı istediler.Özellikle Ayşecik, bekle ablacım bir beş dakika diyerek beni alıkoyup, kendi uçuverdi hemencecik. Dönüşünde elinde bir hediye paketi vardı elime tutuşturdu aceleyle, ısrarla. Ben de, yüzüğümü, kolyemi çıkarıp O'na verdim, telefonlar alınıp, verildi, bir daha gelirsem oralara, olur da gelirlerse buralara görüşelim diye. O bölgelerde üst düzey görev yapan yakınlarımdan da edindiğim intiba, yürek yaralayan vakalar var ama, genele şamil değil.

Her tarafta aynı derecede olmasa da zor oralarda kadın olmak, anne olmak, o cepheden fazla bakamıyoruz ama, belki baba olmak ta. Berdeli, töre cinayetleri, en çok ta içimi acıtan çoğunlukla kadınların bedel ödemesi ve intiharları... Törelerle, dini karıştırılması. Hüküm vermek, doğruyu amirane belirtmek yerine, anlatılmalı güzellikler, dinlenebilecek kişiler vasıtası ile. Peygamber Efendimizin hiç bir kadını dövmediği, kötü kelime dahi sarfetmediği, sizden üstün olanınız ailesine karşı iyi olandır beyanı, ben kızlar babasıyım beyanı ve de kız çocuklarını güzelce eğitip, yetiştiren anne-babaların cenneti kazanacağı beyanı... İlk çocuğu kız olan anne, mübarekdir beyanı ve kadın - erkekte üstünlük ancak takva iledir vurgusu işlenebilir ve bu saydıklarım sadece birkaç tanesi...

Kadın erkek üstünlüğü derken, Allah hepimizi farklı rollerle yaratmış, üstünlükte ancak iyi işlerle mümkün. Berdele bakarken, ciddi ciddi yazarların birinin kalkıp kadınların, diğerinin ise erkeklerin zayıf yönlerini, bebekken daha fazla ölmesinden, daha fazla trafik kazası geçirmelerine kadar sayıp döktüğünü gördüm. Kusura bakmasın çok ciddi yazarlarımız ama, bu akıl, gönül dışı, en hafifi ile gülünç bir hadise.

Hanımların ve kız çocuklarının sıkıntıları doğumuzda daha fazla, batımızda istismar daha ziyade, dünyamızda; işte, ücrette ve telaffuz etmek istemediğim saldırıların dakikaya düşeni raporlanmakta, malesef mazlum mevkiinde hemcinslerimiz. Daha geçenlerde İsrail'de altı dakika da bir kadınlara yönelik ihlaller yaşandığını okudum, şaşırdım, üzüldüm insanlık namına.

Bilemiyorum ama, değerleri yok sayılmadan, maddi destekli ama sadece maddi yatırımların yeterli olduğu düşünülmeden, samimi bir iyileştirme sürecine gidilmesi gerekli. Hiçbir şey yapılmıyor demek değil ama, yeterli görülmemeli. Okuyup, duyduğumuz esef verici gelişmeler yanında, düşünce gelişimi, eğitimli insan sayısının artması ve diğer olumlu yönlerde de bir ilerleme mevcut ve bu daha da desteklenmeli. Töre cinayetlerinde sadece suçsuz kızlar mı cezalandırılıyor konusunu ve berdeli araştırırken ziyaret ettiğim siteler oldu, Mardin'e, Hakkari'ye, Şanlıurfa'ya ait. Konuları tesbitleri, tanıtımları ve ifadeleri gayet güzel ve akıcı sitelerdi. http://www.sanliurfa.com da konu ile ilgili yazıları okurken, urfa sıragecelerinden seçilen türküleri ,benim gibi sanat müziği dışında fazla müzik dinlemeyenleri bile saracak ve konunun hazinliğine eşlik edecek duygu yoğunluğunda ve içtendi. Daha insanca bir hayat seviyesine kavuşulması dileği ile. Hoşçakalın efendim.























16 yorum:

lale dedi ki...

Merhaba, yazını ve içeriğini çok beğendim. Yüreğine sağlık. Seninle hemfikirim bu konuda. Sanırım bazen çok okunan yazarların önyargıları bizlerinde düşüncelerini etkiliyor. İyice araştırmadan genelleme yapmak o yöredeki insanlarada haksızlık gibi geliyor bana. Duyarlılığın için ve bu konuyu bloğuna taşıdığın için teşekkür.

Ebru dedi ki...

Semanur'cum yazın çok güzel. Bende seninle aynı düşünceleri paylaşıyorum. Bu konuya dikkat çektiğin için tşk. İnşallah insanca yaşamak herkesin hakkı olur, sevgiler kolaylıklar Ebru

Serra dedi ki...

Diline saglik; sanki okumadim ya karsimda bana dile geldin konustun Semanur abla. Herkes konusacak, ustunden kar kazanacak ve insallah bu arada bir fayda da sorunu yasayanlara olacak. Bu olana kadar da oradakilere kadin erkek dayanma gucu versin Allah.

renkler dedi ki...

Çok güzel bir yazı yazmışsın, kadınlar adına teşekkür. Organizasyonu güzel, iyi düşünülmüş ve devletin tam desteği ile yapılacak bir programla bir çok sorun çözümlenebilir aslında. Mesela ben kişisel olarak oradaki kadınlar için ne yapabilirim bilmiyorum. Oysa böyle bir harekat olsa ben de üstüme düşeni yaparım. Eminim herkes böyle düşünüyordur. Tek tek yapılanlar da önemli ama denizde bir damla olabilir ancak... Ama bu organizasyon yıllar sürecek ve belki çok çok yavaş ilerleme kaydedecek. Yani uzun soluklu ve sabır gerektiren bir olay olacağı düşünülerek planlanmalı.

NAZLICA dedi ki...

Sevgili Akçahan;Türkiye herşeyden önce kendi içinde kadın konusunu aşabilmiş bir ülke değil, bu Meclis aritmetiğinden kolayca anlaşılıyor.Sadece doğuda değil kimi bölgelerimizde kadın iç acıtan manzaralara maruz kalıyor maalesef.Toplumları, kültürleri, sevgiyi, barışı, insanlığı besleyen öz kaynak kadındır. Kadının donanımı, kadının gücü, kadının portresi, kadının toplumda edindiği yer bir ülkenin gelişmişlik çehresidir.Kadınların daha fazla demokratik haklara sahip olması için dayanışma içine girmesi gerekiyor.İlgili Projelerde çalışmamız,elimizden gelen herşeyi yapmamız gerekiyor.Önemli bir konuyu paylaştığın için teşekkürler.Çok öptüm canım. Sevgilerimle

fatma dedi ki...

yaramın cız diyen kısmına parmak basmışsınız sevgili akçahan. derinden etkileyen bir mesele bu. hatta iki yıl önce, bu konuyu işleyen bir de roman kaleme aldım. iki yerden red cevabı geldi. nereye başvuracağımı da bilmiyorum doğrusu. ama keşke yayınlansa. gündemden düşmeyen bir konu çünkü bu mesele.
keşke kadınlar, kızlar her yerde eşit muamele görse, ailede dolgu malzemesi olarak kullanılmasa...
en üzücü tarafı ise dini bir vecibe gibi görülmesi kimi kesimlerce.
sağolun paylaşımınız için

bahar`dan esintiler dedi ki...

Canım benim ağzına yüreğine sağlık ne kadar da güzel dile getirmişsin yaşanılan bu anlamsız yaptırımları . İnşallah oralarda da yaşam mantelitesi yerini bulur .
SEvgiler canım öptüm uğrayamıyordum uzun zamandır mesailer falan :(

öznur dedi ki...

Semanurcum gercektende güzel bir konuyu ele almissin,sana bende katiliyorum,yazdiklarinda sonuna kadar haklisin,yavasda olsa bu projeninfaydasi ilerde görülecektir diye düsünüyorum,kadinlarin heryerde esit haklara sahip olmasini bilinclenmesini dilegiyle.

candan dedi ki...

Sevgili Semanur,
Tamamiyle katılıyorum çok duyarlı bir yaklaşım umarım fayda sağlanır her şeye istekle başlıyoruz sonu gelmiyor ama umarım burada aksi olur bende ara ara yazıyorum bu konularda biliyorsunuz
sevgilerimle

sennur dedi ki...

Sevgili Semanur,
Çok doğru tesbitlerde bulunmuşsun, hepsine katılıyorum. Beni en çok etkileyen törelere bağlı olarak gerçekleştirilen tacizler, cinayetler. Güçlü yasalar konulması ve uygulanması ile çözümü hiç de zor olmayacak bir yara kanamaya devam ediyor.
Sevgiyle kal

Tabakta dedi ki...

Merhaba bu olayı pek ayrıntılı olmasa da duydum ve duyduklarım karşısında gerçekten anlatamayacağım katar çok üzüldüm. Sen beni bu yazından haberdar edince de bulduğum şu ilk fırsatta okudum.Duyarlı yazındaki bütün fikirlerine katılıyorum. Böyle duyarlı bir yazı yazdığın için sana çok teşekkür ederim. Bu konuda başka bir şey söyleyemeyeceğim çünkü gerçekten çok üzgünüm.

nsevil dedi ki...

çok güzel yamışsın yüreğine sağlık..

bocuruk dedi ki...

Semanur'cuğum,
Oralardaki kadınlar için herşey ama herşey zor. Hepimiz elimizden geleni yapsak diyorum. Ama nasıl ? Yazın gerçekten etkileyiciydi.

öznur dedi ki...

Semanurcum nedemek gelebilirmiyiz,basimin üstünde yeriniz var,bende ormanda gezecek adam ariyorum zaten,bazen esim yorgun oluyor gitmek istemiyor,bende yalniz gitmek istemiyorum.Bizim burdaki ormanda sabahlari köpegini gezdiren,kosuya cikan yürüyüs yapanlarla dolu yalnizda gittigim oldu,ama ilk baslarda icimde korku vardi,biliyorsun türkiye ormanlarinda ormanda yalniz gidersinde cikabilirmisin veya rahat siz etmezlermi,bu korku icime isledigi icin alismak zor oldu,aksama dogruda memurlar bütün gün bilgisayarin karsisinda oturduklari icin yemegini yiyen dogru ormana,kosan wolkin yapan kadin ve erkeklerle dolu,bazen bende yalniz kosmaya gidiyorum,gelin beraber kosalim beklerim

damak tadı dedi ki...

Sevgili Semanur'cuğum,
Ellerine,yüreğine sağlık canım.Yıllardan beri kanayıp duran bir yaraya değinmişsin teşekkürler gönülden.Ne de güzel anlatıp paylaşmışsın ki...Bu düşüncelere,fikirlere tüm arkadaşların katılacağından eminim,belkide içimizden biri bu tür şeylere bile mazruz kalmış olabilir.Bu tür olaylarla basında karşılaşınca inan derinden yaralanıyorum fakat elimizden birşey gelmiyor gelemiyor ne yazıkki..Teşekkürler tekrardan paylaşımların için gönlün sağolsun,tüm bayanlar sağolsunlar hep mutlu olsunlar..


Sana ve ailene mutlu bir hafta sonu diliyorum..Sevgiyle kal.

Sevgi dedi ki...

Selamlar Akcahan, yazini cok begendim. Onemli bir konuyu etkileyici bir sekilde yazmissin. Benim de babam Urfa'nin Siverek kazasindan. Egitimini tamamladiktan sonra Istanbul'a yerlesmis, evlenmis ve ben ve kardeslerim de orada dogduk. Hayatimda hic Urfa'yi gormedim ama beni hep cekmistir. Babamin bes kizi bir oglu var. Ne kadar guzel ki biz kizlar hic bir zaman babamin erkek cocuk pesinde olduguna ya da biz kizlarina kotu muamelede bulunduguna sahit olmadik. Keske tum babalar boyle olsa.