03 Nisan, 2007

GECİKEN KIBRIS YAZIM

Evde ki bilgisayar problemli idi, henüz düzeltiyoruz, iş daha önce de arzetmiştim çok yoğun olunca sayfam günlerce güncellemeden kaldı... Bugün yer alan fotoğraflar, geçtiğimiz hafta işyerimizden arkadaşların da iştirak ettiği bir Kıbrıs semineri sırasında görüntülenip, ben de sayfamda bu hususu yazınca tarafıma gönderilen resimlerden.

Yukarda 2 Ağustos 1974 tarihinde, Lapta Muharebelerinde son derece namüsait ve dar bir yolu tırmanarak, geceye doğru Beşparmak Dağları'na ulaşıp, daha sonra düşmanın döşediği bir mayına basarak tahrip olan bir tankımızın görüntüsü yer almakta. Bilahare ardından gelen bir tank tarafından kenara itilmiş ve askerimizin yüreği ile kazandığı bir savaşın anıtı olarak orada durmakta ve bizlere kelimelerle ifade edilemeyecek kadar derin manalar hissettirmekte...

"Çatla da Patla Makarios Kıbrıs Bizim Olacak!"

Hafızamda kalan ilk Beşparmak Dağları lafzı yine birinci sınıfta, ince, dar bir sokak eve geliyorum. Bir asker geçiyor, bütün amcalar başına toplandı ve tabii biz çocuklarda eklendik. Harpten haber soruluyor, tabii o vakitler televizyon yeni geliyor Sivas'a ve bırakın kırk iki kanaldan kanala geçmeyi yüzünü gören yok henüz. Heyecan dorukta, asker abi anlatıyor, "durumumuz iyi, askerlerimiz Beşparmak Dağları'nı ele geçirdi" amcaların yüzünde mesut bir gülümseme yayılıyor, ben de sevine sevine eve gelip, anneme anlatıyorum ve dağın ismi farklı geliyor olmalı ki tekrarlayıp duruyorum, Beşparmak Dağları.... diyerek.

O yıl doğan komşu çocuklarına 'savaş' ismi veriliyor. Bizim oyunlarda harpten nasibini alıyor. Makarios, Karamanlis, normalde hiç ilgimizi çekmeyecek isimler, oyunlarımızda, yüreğimizde... Askerimiz orada, eş-dost çocukları orada, ardından bizim dayı oğlu gibi, sefer görev emri ile ikinci kez askere, daha doğrusu harbe giden yakınlarımızdan da dolayı odaklanmışız Kıbrıs'a. Bunda pek tabii, Saygıdeğer A.Turan ALKAN'ın tabiri ile kendini memleketin tapu muhafızı gibi hisseden iç anadolu insan ruhununun katkısı da büyük...

Radyo da Başbakan Bülent Ecevit'in açıklamalarını dinliyorum büyüklerle birlikte. O günlerin etkisi ile, 80 öncesinde ilkokul çocuklarının bile politize olduğu dönemde ben de içten içe Ecevit'i tutuyorum. Bilahare ortaokul yollarında, sağcı-solcu 'anarşist abilerin' çatışmlarına tanık olup, kaçacak delik arayarak ömür geçirince hepsinden soğuyup, vazgeçiyorum...

Hasan Abimizin sefer emri hiç unutamadıklarımdan biri. Taceddinle aynı yaşta sayılırız. Kendini yerden yere atıyor, Erzurum kökenli dünürümüz Derviş Dede sakinleştirmeye çalışıyor. Dede çok sertti, normalde korkardık biraz ondan ama, sanırım o gün o çocukların feryadından korkmuş gibi dindirmek için çırpınıp, duruyordu. Yengem, annem, kadınlar sessizce ağlaşıyorlardı. Babamlar bir arabayla alıp gidiyorlar. Ardından su serpildiğine şahit oluyorum ilk kez.

Sonra ki yıllarda, ismini ve yaşadıklarını daha teferruatlı öğrendiğim bir subayın, saklandıkları banyo küvetinde katledilen eşi ve çocuklarının hikayesinde, çocukların yerinde hissediyorum kendimi, ürperiyorum geceleri uyumazdan evvel. Cengiz Topel'i, Şehit Gazeteci Adem Yavuz'u duyuyor, okuyorum haberlerden. Adem Yavuz'la ilgili daha çok şey yer alıyor belleğimde, şehrimizden olması hasebiyle. Gazeteci arkadaşı ile birlikte saldıya uğradığını, yaralanan arkadaşını hastaneye götürdüğünde, arkalarından gelen saldırganlar tarafından vurulduğunu okuyorum. Son sözleri beni derinden etkiliyor. Bir de okumadığım ama, insanlardan duyduğum, narkozsuz ameliyat hikayesini epey düşünüyorum. Sonra ki yıllarda adına yaptırılan çeşmeden su içerken yine aynı hisler sarıyor beni. Bir de türküsü vardı adına söylenen. Sivas'ın bir köyünden. Ne hikmetse muhtarın hanımının da ismi geçiyor ve hatırımda kalan;

"Muhtarın hanımı Hatice Kadın,

ben bu canı vatan için adadım,

Anka ajansında Adem'dir adım,

Ben öldüm gidiyorum Vatan Sağolsun!" dörtlüğü kalmış belleğimde. Arkadaşlarımın koro halinde sesleri geliyor, ben de dışarı fırlayıp katılıyorum oyuna;

" Elinde tabla, hoşgeldin abla,

eteğini topla, rahat otur abla..... diye başlayıp, fazla da alakalı olmayacak şekilde savaşa geliyor ve ;

" elinde bıçak, sanki bana vuracak,

Çatla da patla Makarios Kıbrıs bizim olacak!" diyerek zıplıyor, hep bir ağızdan bağırıyoruz, Kıbrıs bizim olacak! Hoşçakalın.


12 yorum:

HULYA dedi ki...

Sevgili Semanur'cuğum,
bir Kıbrıslı olarak yazını oldukça duygulanarak okudum.Sayfanı sık sık ziyaret edemiyorum ama girdim mi bütün yazılarını okumadan da çıkmıyorum.Ellerine, yüreğine sağlık.(Sandık Lekesini sık sık güncelleyemiyorum ama yemek bloğumu sık sık güncelliyorum.Ziyaret edersen sevinirim.Sevgiler)

artesanato para noivas por eduardo costa dedi ki...

www.noivas-arte.bogspot.com deseja 1 Pascoa feliz

Sonja dedi ki...

Semanur´cum, uzun zaman oldu görüsmeyeli. Bu arada ben de tasindim. Yeni link adresimi eklersen sevinirim sevgiler Sonia...

http://sonja-varol.blogspot.com/

sennur dedi ki...

Sevgili Semanur,
O günleri hatırlayarak okudum yazını, sorun çözülecek vede bizim ömrümüz görmeğe yetecek mi diye düşünüyorum
Sevgiyle kal

NAZLICA dedi ki...

Semanur döndüğüne sevindim,seminerlerinize imreniyorum desem:)))Kıbrıs hala çözülemeyen koca bir sorun. Sorunun çözüldüğünü görmeye Sennur'un söylediği gibi ömrümüz yetmeyecek gibi. Manileri ilk kez duydum, çok güzelmiş. Sevgiyle

Dantelci dedi ki...

Merhaba Semanur'cum, ellerine saglik canim, okurken tuylerim diken diken oldu, bunu nasil basarabildin bilmem,ama tahmin ettigim bir sey var emeklilik yillarin cok parlak gececege benziyor:))) Saglikla, sevgiyle, mutlulukla kal canim...

Serra dedi ki...

Ben o gunleri masal dinler gibi dinliyorum.
Cok guzel yaziyorsun Semanur abal; oyle ki ben farkina varmadan gozlerimin onunde canlaniyor o sahneler.

Sevgi dedi ki...

Merhaba Semanur, bir suredir ugrayamamistim. Saglik durumun da umarim iyidir. Yazilarin cok guzel. Tekrar gelecegim. Sevgiler

Ev Perisi dedi ki...

Selam ve sevgilerimle...
Paylaşım çok güzeldi klavyene sağlık Ablacığım;))

berrince dedi ki...

Selam Semanur,
Bilgisayarımdaki sorun yüzünden uzun bir süredir ziyaretine gelemedim. Yakında görüşmek üzere.
Sevgiler,

Adsız dedi ki...

Teşekkürler

lale dedi ki...

Merhaba, yazdıklarını okurken çok duygulandım. Nelerle kazanıldı vatanımız ve Kıbrıs için verilen canlar... Bizler okuyunca duygulanıyoruz ya o anları yaşayanlar, babalarını kardeşlerini bekleyenler ya da kaybedenler ne kadar acı. Bir kez daha vatanımı ne kadar çok sevdiğimi ve bu vatanı bizlere kazandıran atalarımıza olan borcumuzu düşündüm. Teşekkür ediyorum böyle güzel yazılar paylaştığın için.
Sevgiler.