09 Şubat, 2007

Kar Yazısı-3



' KUCAKLAMIŞ BİR AHMEDİ AHMEDİM '

Tv şehrimize ben ilkokula başladıktan sonra girdi. Kar yazılarımın yaşandığı dönemde evlerde plak ve radyo dinlenirdi.İnsanlar, birbirinin sevdiği parçaları çalardı misafirliklerde. Bazen de sevilen bir plağın hediye geldiği olurdu, akşam oturmalarında. Kulağınıza kah; " Cana rakibi handan edersin..." melodisi uzanır, kah; "Taze karlar yağmış karın üstüne...", " Kar yağar bardan bardan, yollar kapandı kardan" gibi kar memleketlerine has parçalar gelirdi.

Karın sürekli yağıp, her yerin yazın kızkardeşimle bahçeye uzanıp, üzerinde olmayı düşlediğimiz beyaz bulutlar gibi olduğu bir gündü. Akşam, Demiryollarının şehrin her yanında duyulan paydos borusunun sesi duyulmuş, her zaman ki gibi Babamızın gelmesini heyecanla bekliyorduk. Becerikli Anneciğim yemeklerini çoktan hazırlamış, bilmem hangi geline, yine son demine yetiştiğim uçuk pembe veya mavi üzerine simler bezenmiş bir kumaştan gelinlik dikiyor, artan küçük parçalar da kızkardeşimle tarafımızdan özenle saklanıyordu, müsait bir zamanda bebeğimizle Ablama müracaat etmek için. O da bizim terzimizdi.

Babamın gelmesi, her zaman ki gibi bizi çiçek isimleri ile sevmesi değildi bu günü hatırlamama sebep olan. Hava kararmış, annem yine dikişte, babam radyo dinliyor, ben pencereden pamuk şeker parçaları gibi yağan karı izliyorum. Boğuk, boğuk bir ses geliyor sanki uzaklardan. Kulak verdik, Ahmeeeet, Ahmeeeet diye ünleyen bir ses babamı çağırıyordu. Dışarı koştuk. Ses bir önümüzdeki evden. Pencereden seslenen Ahmet Amcaya aitti. Bitkin bir sesle " ben hasta yatıyorum, uyuyorum diye Ayşe, kapıyı kilitleyip gitmiş. Çok fenalaştım, devamlı çıkarıyorum, Ahmet kurtar beni" diyebildi. Ahmet Amca hastalanırdı zaman zaman ama, rahatsızlığı neydi hatırlamıyorum. Benim okul çağımda da vefat etmişti. Ayşe Teyzemizin gezmesi meşhurdu. Sese diğer komşularımız da gelmişti. Duymayanlar da Ayşe Teyze'nin aranması vesilesi ile toplanıyordu. Babam kızıyor; " Akşama kadar aşağı mahalle sen misin, yukarı mahalle şen misin diye gezilmez ki" diyerek söyleniyor. Ben ilk defa duyduğum bu deyimi tekrarlayıp duruyorum belleğimde. 93 Muhaciri olarak bilinen, sonra ki yıllarda Osmanlı-Rus Harbinden dolayı Kars veya Kafkaslardan ilimize geldiklerini daha yakınen öğrendiğim ama, çocukluğumda aksanı çok dikatimi çekip, kendi kendime tekrarladığım ve Annemin çok sevdiği Belgüzar Ablası, " uyy ... Haniiim hele oraya, bu deli, bu karda kışta, hasta adami evde bırakıp bir sürü uşakla nereye gitti ki" diyerek taaccübünü dile getiriyor. Ben de kelimelerini tekrar ediyorum içimden yine. Çocuğa ne gam ki ?....

Ayşe Teyze bulunmuş. Arkasında çocukları, elinde anahtarı kara batıp çıkarak, telaşla geliyor karanlığın içinden. Bir üst mahallede olan kardeşindeymiş sanırım. Ben yine faytonların sonu ile taksilerin başına yetişmiştim sanırım. Sadece bir-iki kez bindiğimi hatırladığım ve çok sevdiğim faytonları, gecenin bu saatinde bulmak imkansız olmalıydı. Taksiler, ara sıra caddemizden geçiyor ve ablam, bu alçak boylu arabanın içine nasıl binileceğini merak ediyordu, boylu poslu faytonlara alıştığından.Hülasası gece taksi çağrılıp, binilecek günler olmamıştı henüz.

Fayton ve taksi yoktu o an belki ama,insanların yüreğinde daha fazla sevgi, komşuluğun önemi, insan olmanın erdemi olduğunu, büyüyüp te kaybolmaya yüz tutan değerleri görünce anladım. Kapı açılınca Babam, hiç düşünmeden kendisinden daha uzun olan Ahmet Amca'yı arkasına alıp, üzerine bir battaniye örtülmesini istedi hastanın. Karanlık bir yolda, sırtında adaşı yola revan oldu. Onlar uzaklaştıkça küçülen siluetini ve battaniyenin sallanan uçlarını izledim bir müddet. Yıllar sonra kardeşim askerken bir parça dinlemiştim. ' ... bir mehmeti kucaklamış mehmetim..' diye devam eden. Cephede kardeşini kucaklayan mehmet, komşusu ahmeti kucaklayan ahmet, hep temiz Anadolu insanının yüreğinin cisimleşmesi idi.

Saatler sonra, komşusunu hastaneye yatırıp, kardan adam gibi bembeyaz olup gelen de benzerinin her gün yaşanabileceği, yürekleri yağan kar gibi ap ak olan insanlardan biriydi.

Hoşçakalın.
Posted by Picasa

17 yorum:

sujun_12345 dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
renkler dedi ki...

Bazen çocukluğumu çok özlüyorum. O kadar büyülüydü ki. Benim oğlum da çocukluğunu öyle mutlulukla anımsayacak mı acaba? Yani her çocukluk güzel ve özel midir?

Çocukluğumu yaşadığım şehirde, İzmit'te de faytonlar vardı ben çok küçükken. Hatta öğrenci servisleri faytonlardı o dönem. Çok bindiğimi hatırlamıyorum ama atların ayak sesleri hala kulağımda:-)

Serra dedi ki...

Film gibi izledim anlattiklarini. Iyi haftasonlari.

Sevgi dedi ki...

Ben de filim gibi izledim yazdiklarini Serra gibi. Gozumun onunde canlandi her bir kare. Ben de cocukken Istanbul'dan Mersin'e gezmeye gittigimizde faytonlari gormustum. Sehirde taksi yoktu. Her yere fayton ile gidilirdi. Biz de cocuk coskusu ile sokakta oynarken evin onunden gecen faytonlarin arkasina atlar sokagin basina kadar giderdik. Hey gidi gunler.. Daha sonraki yillarda tekrar Mersin'e gittigimizde faytonlarin yerini taksileriin aldigini gorunce sehrin buyusu yok olmustu gozumde. Bak senin yazindan ben de bunu animsadim simdi. Eline saglik.

İnanç dedi ki...

teyzeciğim yine süper bir yazı. ellerine sağlık. hepsini de çok etkilenerek okudum.

Şaban dedi ki...

Blogunuzu yeni keşfettim. Yazılarınızı çok beğendim. Yazdıklarınızı okurken tekrar yaşıyormuş gibi oluyor insan.
Ellerinize sağlık.

berrince dedi ki...

Zevkle okudum yazdıklarını.
Güzel bir hafta diliyorum.

akçahan dedi ki...

Hepinize çok teşekkür ederim yorum ve güzel ifadeler için. İyi bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.

black dedi ki...

harika olmuş devamı olacak değilmi??

öznur dedi ki...

Hepimizin cocuklugunda unutamadigi anlari hatiralari vardir.Yazini okurken aldi götürdü benide anilarima,megerse o günler ne güzel günlermis,de biz farkinda degilmisiz.sanki bir kitaptan hikaye okuyorum gibi oldum,kalemin cok kuvvetli,cok güzel yatilar yaziyorsun.Bende büyük bir zevkle okuyorum yazini,kalemine saglik arkadasim.

NAZLICA dedi ki...

Sevgili Semanur; Cuma günü okudum yazını bugün yorum bırakabiliyorum. Eskiden komşularımızla bir aile gibiydik. İlkokulda ailenizin fertlerini say deyince başlıyordum ben Zahide teyzem, Ahmet amcam diye.Oysaki bu insanlar karşı evde oturan komşularımızdı.Şimdi öylemi, apt.'da selamlaşılmıyor bile. Özlemezmi insan o ilişkileri.Sevgiyle öpüyorum.

Dantelci dedi ki...

Duygu yuklu gonlune, yazan ellerine saglik.sevgilerimle

zeya dedi ki...

ne güzel bir yazı. İadeyi ziyarete geldim. Yine geleceğim.
Sevgiler

fatma dedi ki...

selam akçahan. bir iki gün önce bu yazıya yorum yazdım. yerleşmedi. hatta başlıktaki şiirin kore hatırasını olduğunu söylemiştim. nasip değilmiş işte.
iç yorumunu şimdi okudum. kaleminize sağlık. inşallah tatile geldiğinizde yaparız. o dediğiniz yemeğe de yavan yaprak içi deriz. (pilav benzeri ber şey değil mi?) sevgiler karlı güneşli sivas'tan

tuhfe dedi ki...

Bu duygu yuklu yaziyi okurken Resat Nuri Guntekin'in hikayeleri aklima geldi. Cok guzel, duygu yuklu insan temali, cok seyi anlatan bir yazi. Kalemine gonlune saglik. Ali Pasa ve Reyyan Munire'ye de selamlar.

Sevgilerimle.

sennur dedi ki...

Sevgili Semanur,
Çocukluğumun İstanbul kışı da, senin anılarındakine çok yakındı. Benim anılarımda da, sobanın üstüne konmuş portakal kabuklarından yükselen koku...annemle, rahmetli dayıcığımın güzel seslerinden yükselen "geceleeeer" nağmeleri, bahçemizin ışığı altında kayısı ve papaz eriğini kaplamakla meşgul, uçuşan kocaman pamuklar.... Anılar eskidikçe daha mı lezzetli oluyor, biz yaşlanıyormuyuz ne?...ahhhh
Sevgiyle kal

sennur dedi ki...

Sevgili Semanur,
Sürpriz ziyareti merakla bekliyorum. Bu arada buralara da kar yağsa.....
Sevgiyle kal