24 Ağustos, 2007

Artık Nihayete Erdireceğimiz Sivas Yemekleri ve Aynı Trene Binebilmenin Önemi...

Yaşanan yoğunluk sebebebiyle sayfam eskilerin meşhur bir deyimi ile 'ayağını martta basıp ebril de (nisan) kaldırır' oldu. Bu arada ilk ingilizce öğrendiğim yaşlardan beri düşünürüm, bu ebril tabiri ingilizce de ki nisan ayı ile aynı neredeyse kim kimden, nasıl etkilenmiş bilemiyorum tabii. Annem yavaş iş yapanlara kızdığı vakit kullanırdı bu tabiri.

Gel gelelim sadede ve de 'Peskütan Çorbası'na. Yine eskilerin tabiri ile 'yürek ısıtan' çorbalardan en sevileni bu çorba diyebilirim memleketimizde.

Çorbayı yapabilmek için öncelikle güzden şöyle iyi cins, lezzeti yerinde bir pesküdan temin etmek gerekiyor. Uluslararası İlişkileri yeni bitirip, iş hayatına atıldığım günlerde, ben okulda olduğu gibi uluslararası camia da önem arzeden olayları konuşma ihtiyacı hissederken, hele de Irak-Kuveyt Savaşı gibi önemli bir vak'a da uluslararsı örgütlerin yaptırımları ne olacak acep nevinden paylaşımlarda bulunmaya çalışırken, o vakitler emeklisine az bir zaman kalmış mesai arkadaşımız Mevlude Abla da Tokuş Köyünden peskütan getirtme, kemikli-kemiksiz kıyma (kavurma), yarma, kışlık sucuk yapma, sebze kurutma, yumurta eriştesi, kavurma eriştesi (pide fırınlarında kavrulur ve çok lezzetli bir eriştedir), kuşburnu marmelatı ve reçel yapma muhabbetleri gibi bitmez tükenmez Sivas güz devlimlerinden (hazırlık) bahsetmek ister, sonuçta o bana ne kadar siyasetle ilgilisin der, ben dumur olurum bu önemli, tarihi olaylara bakış açısına, ben de ona diyemem ama, fenalık geldi, peskütanın iyisinden, yeşil mercimeğin çabuk haşlananından diyemem, dinlemeye çalışırım ama bir türlü aynı trene binemeden geçerdi günlerimiz.... Bu arada yeşil mercimeğe haksızlık etmeyelim, haşlanıp, ince bulgur, salça, yeşil soğan, maydanoz, baharatlar, limon biraz da ceviz ilavesi ile hafif sulu, baharatlı ve biraz ekşi bir tat, sarı ve ince Tokat yaprakları ile ve biraz kalabalık bir dost topluluğu ile yenilir ve ardından pasta ekibi ve çay sofradaki yerini alır.

Peskütan Çorbası: Yapılışı yayla çorbası ile hemen hemen aynı. Sadece peskütan süzme yoğurt kıvamında olduğu için daha fazla su kullanmak gerekiyor. Pirinç değilde yarma kullanılır. Üzerine sokaraç diye tabir edilen ince kıyılmış soğan tereyağında pembeleştirilerek yapılan ve nane eklenen bir sos dökülür. Peskütan Çorbasının farklı olan yapılışı değil, peskütan kullanılmasından kaynaklanan lezzeti ve tabii pişirirken kesilmemesi için kaynayıncaya kadar karıştırılması. Ayran çorbasına minik köfteler yapıp, kızartıp ekliyoruz, tabii nohut da. Çorbaya yeşil mercimek eklendiğini de duymuştum ama, biz de hiç o şekilde yapılmadı.


İşte en sevdiğim yemek! Adına ister turşu kavurması, ister mıhlaması densin, benim favorim bu!

Güzden yapılmış dal (pezik-pancar turşusu) ile yapılır. Kavurma ile yapılırsa daha lezzetli olur. Turşular yıkanıp doğranır. Soğan ve kavurma ile çevrilir. Salça ve sıcak su eklenir. Biraz pişince bir miktar tercihen Akdağ Patatesi doğranıp eklenir. Patatesler yumuşayınca ocaktan alınır. Pide ile bizim çocukluk tabirimiz ile fırın ekmeği ile yenilmesi tavsiye olunur. Ben küçükken anneler, ev halk ' ağzını değiştirsin' düşüncesi ile zaman zaman farklı ekmekler yaparlardı. Kışın soğukta, şehir evlerinin bahçesinde yufka yapılamayacağı için, mahalle fırınlarında pide, fırın katmeri ve çöreği yaparlar, ücret olarak da bazen para ama çoğunlukla yaptıklarından belli bir sayı bırakırlardı ve biz çocuklarda pideye fırın ekmeği derdik. Sanki satın aldığımız ekmek başka yerde pişiyormuş gibi!

Saç kebabı daha ziyade piknikte yapılıp yenir. Evde yapıldığı da olur tabi. Lokantalarda bulunur ve kimisi bu konuda ün sahibidir. Küçük saçlarda koyun eti kavrulup, kızartılır. Et kızardıktan sonra alınır. Kalan yağında küçük doğranmış patlıcan ve biberler kızartılır. En son domatesle birlikte hepsi birden saca alınıp, pişirilir.
Ayran çorbasından yukarda bahsetmiştim. Besleyici lezzetli, insanların bebeklikte ve yaşlılıkta vazgeçemediği yiyeceklerden çorbalar.
Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sitesinde Sivas Yemek Kültürü ile ilgili bir paragrafla sizleri başbaşa bırakmak istiyorum. Ağız tadınız bozulmasın efendim.
Yemek Kültürü
Sivas halk mutfağında çorbalar yemekte ön sırayı alan ve bilhassa yaşlılar tarafından "yürek yağmuru" diye latife yapılan bir yiyecektir. Kış çorbalarının başında gelen peskütan, un veya çok az yarma unu ile yoğurdun pişirilmesi ile hazırlanan bir yiyecektir. Yarma, yeşil mercimek ve peskütan su ile çorba kıvamında pişirilir. Üzerine soğan yağda kızdırılır ve nane konularak çorbaya ilave edilir (sokaraç). Peskütan çorbası kış günleri-nin lezzetli ve besle-yici bir yemeğidir. Yazın en meşhur çorbası ise pancar çorbasıdır. Diğerleri; kesme çorbası (hamur çorbası), tarhana, şalgam, patates, şehriye, mercimek, bulgur, düğülcek çorbalarıdır. Et yemeklerinin başında, sebzeli et yemeği gelir. Önce kızartılarak pişirilmiş etlere patlıcan, biber, domates konularak hazırlanır. Sebzeli et çarşı fırınlarında tavalarda hazırlanır ve buna "fırına tava vermek" denilir. Sivas kebabı da sebzenin bol bulunduğu yaz-sonbahar aylarında yapılan bir çarşı yemeğidir. Pehli, çirli et, yaprak sarması, lahana sarması, dolmalar, köfteler, kızartma köftesi (kadınbudu köfte), sulu köfte (bulgurlu köfte), mirik köftesi (etsiz), yahni ve mıhlamalar diğer yemeklerimizdir. Sebze yemekleri içinde kabak yemekleri (kavurması, sütlü kabak, üzümlü kabak), şalgam kavurması ve yemeği, patates tiritlisi, baharda kırlarda kendiliğinden yetişen bir bitki olan madımakla yapılan yemekler önem taşırlar. Sofralarımızın vazgeçilmez ye-meği olan pilav için "ekmek hazır, pilav vezir" denilmiştir. Bulgur, pirinç, kus-kus, erişte pilavları değişik lezzet ve görünümde olan çeşitler olarak sofrada yerlerini alırlar. Hoşaflar ve bayram çorbası, pilavların yanında sofraya getirilir.
Sivas mutfağının börekleri ise lezzetin ve nefasetin birer mahsulüdürler. Su böreği, köylü böreği, yufka böreği, tel böreği, yarımca börek, dible gibi çeşitleri vardır. Tatlıların başında baklava, hurma, tava hurması, sarığı burma, kırım baklavası, kadayıf, yufka böreği, helva, hasuda (aside), paluza (pelte), karaş, pestil kızartması, incir dolması, ballı börek ve daha çok ramazan tatlısı olan güllaç gelmektedir. Akraba ve dostların topluca yemek ye-dikleri, toplumdaki sosyal dayanışmayı canlı tutan tören yemekleri de özel gün yemekleri olarak önem taşırlar. Dini bayramlar, kandiller, aşüre ayı, nevruz ve eğrilce (hıdırellez) gibi mevsimlik bayramlar, evlenme ve sünnet düğünleri, iftar davetleri, hac dönüşü yedirilen yemekler, ölü evine gönderilen yemekler, özel gün yemekleri olarak yenildiği günlerin anlamını belirtmektedirler.
Anadolu Lezzetlerinin Sivas Buluşmasını okumak isterseniz.
Posted by Picasa

4 yorum:

munevce dedi ki...

Merhaba!
güzel dünya
dostluk, iyilik, güzellik
sevgiye susayan yürek
merhamet, ey insanlık, ey barış
yanakta gözyaşı ıslağı
dudakta kanayan şiir
kalbe dolan aşk
ey sevda yolcuları
canyoldaşlarım gönüldaşlarım
sevgi bostanı gönlüm
merhaba
munevce

Beyhan dedi ki...

Semanur'cuğum Sivas yemekleri aklımı başımdan aldı.Özellikle çorba ve (sanırım) patlıcan kebap harika görünüyor.
Pikniğe gelememene çok üzüldüm.Buna aslında ben sebep oldum galiba.Sana ben söyleseydim keşke buluşacağımız yeri.Tuba ayarladığı için ona bildirilmesi gerekir diye düşünmüştüm.Üzüldüm sonradan.Ama söz ikinci buluşmayı benden duyacaksın.
Öpüyorum seni,hoşça kal...

serinmavi dedi ki...

Hepsi de nefis görünüyor.Nerede fotoğrafladın bilgileri bekliyorum...selamlar.....

i n a n c dedi ki...

yumurtalı olan yemek fasulye mi tam anlamadım ne olduğunu ama çok güzel görünüyor. diğerlerini sevmedim :)patlıcandan da nefret ederim zaten.

ellerine sağlık.:))